Alice Yasası ve Relativite Teorisi
Bölüm 3
Elektromanyetik Etkileşimde Görme ve Algılama Prensipleri
Hayalet ve Pınar
Han Erim
29 Nisan 2011
Han Erim
29 Nisan 2011
Relativitede ne gibi etkiler gözlemleyeceğimizi (c+v)(c-v) matematiğinin sonuçlarını incelediğimizde görebiliriz. Ancak sonuçlara geçmeden önce burada bir parantez açarak, "Elektromanyetik etkileşimde görme ve algılama" konusuna değinmek istiyorum. Bu konu gerçekten çok önemlidir, çünkü eğer bu konu ihmal edilerek relativite incelenmeye çalışılırsa elde edilecek bilgi yarı yarıya azalır. Alice Yasası üzerinde uzun bir zamandan beri çalışmama rağmen bu konunun önemini yıllar sonra anlayabildim. Bu bölümün eklenmesiyle birlikte Alice Yasası gerçekten büyük bir sıçrama yapmış ve relativite teorisinde eksik kalan bütün ayrıntılar ortaya çıkmıştır.

Elektromanyetik dalgaların spektrumu son derece geniştir. Bir insan gözünün hassasiyeti bu geniş spektrum içerisinde son derece küçük bir aralığı hisseder. Buna görünür ışık diyoruz. Bu bölümde görme olayından bahsedeceğimiz için görünür ışığı kullanacağım. Ama bu bir sınırlama değildir, burada anlatacağım prensipler istisnasız hangi dalga boyunda olursa olsun bütün elektromanyetik dalgalar için geçerlidir.
Elektromanyetik Etkileşimde Görme ve Algılama Prensipleri
Bir olayın gerçekleştiğini söyleyebilmemiz için, olay bilgisinin
bize olay yerinden ulaşması gerekir. Etrafımızdaki olay bilgilerini
bize ulaştıran haberci, birincil öncelikle ışıktır yani elektromanyetik
etkileşimdir. Tabiatta her cisim sürekli bir şekilde etrafına
elektromanyetik dalgalar yaymaktadırlar, diğer bir deyişle ışıma
yapmaktadırlar. Elektromanyetik etkileşime duyarlı olan gözlerimiz
ışıma sonucu oluşan bu elektromanyetik dalgaları algılar ve bunun
sonucunda da etrafımızı görürüz.

Görme olayı relativite ile direk ilişkilidir. Önceki iki bölümde
elektromanyetik etkileşimin işleyiş mekanizmasının (c+v)(c-v)
matematiğinin kurallarına bağlı olduğunu gördük. Dolayısıyla görme
olayının mekanizması da bu matematiğin kuralları ile belirlenir. Ancak
görme konusu ele alınırken dikkat edilmesi gereken bazı ilave detaylar
vardır. Bu detaylar cisimlere ait imajların nerede ve nasıl
görüneceği hakkındadır. (c+v)(c-v) matematiği bize bu bilgiyi
vermektedir ancak biraz gizli kapaklı vermektedir. Bu sebeple dikkatli
olunmazsa bu detay gözden kaçabilmektedir.

Relativite incelenirken aşağıdaki üç prensip mutlaka dikkate alınmalıdır.
1) Hareketli bir cismin imaj konumu ile cismin gerçek konumu farklı yerlerdedir.
2) Hareketli cismin imaj görüntüsü üzerinde daima bir deformasyon vardır.
3) Elektromanyetik dalgaların paket özelliği vardır.

Yukarıda hareketli cisimden kasıt, bize göre hareket halindeki bir
cisimdir, kendi hareketimizi kastetmiyorum.

Hareketli bir cismin imaj konumu ile cismin gerçek konumu farklı
yerlerdedir:
Hareket halindeki bir cisimden gözlerimize doğru gelen bir sinyal, yola
çıktığı yer ile gözümüz arasındaki mesafeyi kat etmek zorundadır ve bu
belirli bir süre gerektirir. Sinyal varış yerine doğru giderken,
sinyali yollayan cisim hareketine devam edeceği için, görme anında
cismin imaj görüntüsü ile cismin gerçek konumu daima farklı
koordinatlarda olur. Hayalet and Pınar başlığı altında bu
konuyu aşağıda daha geniş olarak bulacaksınız.

Hareketli cismin imaj görüntüsü üzerinde daima bir deformasyon
vardır:
Relativite özetle elektromanyetik etkileşim üzerinde oluşan
deformasyonlardır. İmaj görüntüleri bize taşıyan elektromanyetik
dalgalar eğer deforme olmuşlarsa, taşıdıkları görüntü de deformasyona
uğrar ve görme anında cisim deformasyona uğramış bir şekilde görünür.
Hareketli cisimlerden yayınlanan elektromanyetik dalgalar mutlaka
deformasyona uğrarlar ve dolayısıyla taşıdıkları görüntüler de
deformasyona uğrarlar. Elektromanyetik dalgaların deformasyonuna en
basit örnek dalga boyunun değişimidir. Yıldızlardan bize ulaşan
ışıkların dalga boyunun kırmızıya veya maviye kayması, uyduda bulunan
bir saatin çalışma hızının yeryüzünden ölçüldüğünde farklı bulunması bu
kapsamda verilebilecek örneklerdir.

Elektromanyetik dalgaların paket özelliği vardır:
Görme olayı aynı zamanda bir sentezdir. Etrafımızda pek çok cisim
vardır. Bu cisimlerin bazıları uzakta, bazıları yakındadır. Farklı yer
ve uzaklıklardaki cisimlerden gelen sinyaller daima bir paket halinde
gözümüze ulaşırlar. Aynı paketin içinde yıllar önce yola çıkmış bir
sinyal olabileceği gibi sadece bir kaç nanosaniye önce yola çıkmış bir
sinyal beraberce bulunabilir. Misal vermek gerekirse, bir ağacın
altından yıldızlara baktığımızda hem yıldızları ve hem de ağacın
dallarını görürüz. Görme olayının herhangi zaman bir kesiti içinde hem
ağaçtan gelen hem de yıldızlardan gelen sinyaller vardır. Uzay ve boy
deformasyonun oluşum nedeninin elektromanyetik dalgaların paket
özelliğine bağlı olduğunu ilerideki bölümlerde göreceğiz.
HAYALET VE PINAR
Alice Yasasında elektromanyetik dalga kaynakları PINAR ve
cisimlerin imaj görüntüleri HAYALET adını alır. Hareket
halindeki bir cismin görünen konumu (HAYALET) ile cismin gerçek konumu
(PINAR) daima farklı koordinatlarda bulunur. HAYALET ve PINAR
relativitede çok önemli bir konudur, çünkü relativitenin görsel
etkileri daima cisimlerin imaj görüntüleri yani hayaletler üzerinde
gerçekleşir.

Relativitede hayaletleri gözünüzde büyütmeyiniz. Onları görmek için
geceleyin gökyüzüne bakmanız kafidir. Gördüğümüz yıldızların hiç biri o
anda gördüğümüz yerlerde değildir. Hatta bazıları milyonlarca yıl önce
yok olmuşlardır. Ama biz onları hâlâ oradalarmış gibi görürüz.
Gördüğümüz gökyüzünde sadece yıldızların imaj görüntüleri yani
hayaletleri vardır.

İmaj görüntüleri düşüncelerimizde bir şablona da oturtmamak gerekir.
Uydudan gelen bir sinyalin ölçülmesi, radarda bir sinyalin takibi,
teleskopla yıldızlara bakmak, bir futbol maçı seyretmek, televizyon
seyretmek, telsizle konuşmak, araba sürmek sonuçta aynı prensibe, gelen
elektromanyetik dalgaları yorumlama olayına dayanır. İster görelim
ister ölçelim, sonuçta yalnızca kendimize ulaşan elektromanyetik
dalgalarla etkileşebiliriz. Eğer deformasyona uğramış elektromanyetik
dalgalarla etkileşimde bulunursak, haliyle bu deformasyon
algılamamızda, yorumlamamızda, ölçümlerimizde bir takım farklılıklara
yol açacaktır.

HAYALET VE PINAR
Bu kısımda imaj görüntülerin nerede görüleceği konusunu ele
alacağım. Deformasyonların nasıl oluştuğunu ilerleyen bölümlerde
göreceğiz.

Hayalet ve Pınar Örnek 1:
Öncelikle Hayalet ve Pınar'ı net bir şekilde görelim. Gözlemciye göre hareket halindeki bir topu ele alalım ve maddeler halinde görme olayının nasıl gerçekleştiğini Alice Yasasına uygun bir şekilde sırasıyla yazalım. (Animasyon Figür 1)
Sonuç olarak, eğer işin içine hareket karışıyorsa Hayalet ve Pınar daima farklı koordinatlarda olur. Gördüklerimiz daima hayalettir ve bir cismin pınarı (cisim durağan olsa bile) hiç bir zaman görülmez.
Referans Sistemi Seçimi

Yaşantımızı sürdürürken çevremizdeki olayları kendimize ait referans
sisteminden izleriz. Olayları açıklarken kendimize göre tarif eder ve
yorumlarız. Bu "BEN" merkezli bir referans sistemidir.
Yukarıdaki örnek de bu sınıfa dahildir diyebiliriz. Çünkü gözlemcinin
referans sistemi ile bizim referans sistemimiz birbirine göre durağan
durumdaydı. Fakat fizikte bazen farklı bir referans sisteminden
bakılınca bir olayın nasıl göründüğünü anlamak gerekir. Bu durumda
referans sistemimizin yerini değiştirmemiz ve ona göre düşünmemiz
gerekir. Olaylara farklı bir referans sisteminden bakmak pek alışık
olmadığımız bir durumdur ve bu yüzden de biraz zordur. Ancak bu
yapılması gereken bir iştir ve özellikle relativitede bu tür
incelemeler çok önemlidir.

Hayalet ve Pınar Örnek 2:
Şimdi, yukarıdaki örneğimizi tersine çevirelim. Gözlemcinin hareketli ve topun durağan olduğu durumu düşünelim ve gözlemcinin topu nerede gördüğünü anlayalım. Görme olayını maddeler halinde gene yazıyoruz. (Animasyon Figür 2)
(x1,y1,z1) noktasının gözlemcinin referans sistemine göre
(gözlemcinin alanına göre) tanımlı olduğuna dikkat edelim. Gözlemcinin
hareket etmesi, kendisine göre tanımlanmış olan bu noktanın yerini
değiştirmez. Sinyalin gözlemcinin alanına giriş yaptığı yer olan bu
nokta aynı zamanda gözlemcinin topun imajını göreceği yer olacaktır.

Bu örnekle relativitede ALAN KAVRAMINI kullanmanın ne kadar önemli olduğunu, işleri ne kadar kolaylaştırdığını göstermek istedim. Alan kavramına başvurmadan gözlemcinin topun imajını nerede göreceğini söyleyebilmek gerçekten zordur.
Bölümün Özeti

Birbirine göre hareket halinde olan A ve B şeklinde iki cismi ele
alalım. Bu iki cisimden herhangi birinin üzerinde olduğumuzu
varsayalım. Bu A cismi olsun. Üzerinde olduğumuz A cisminin hızını
söyleyebilir miyiz? Hayır, elbette ki söyleyemeyiz, başka bir referans
sisteminden yararlanmadan hareket halinde olup olmadığımızı bilemeyiz.
Burada verilen örnekte yalnızca B olduğuna göre B'ye göre olan hızımızı
söyleyebiliriz. Öte yandan kendimizi durağan da kabul edebiliriz yani A
durağan ve B hareket halindedir diyebiliriz. A için oluşturduğumuz
mantığı benzer şekilde B için de oluşturabiliriz. B durağandır ve A
hareket halindedir diyebiliriz.

Yukarıdaki ilk örneğimizde durağan olan gözlemciydi ve top hareketli
idi. Diğer örnekte ise gözlemci hareketli, top durağandır. Her iki
durumda da gözlemci topun hayaletini aynı (x1,y1,z1) noktasında
görmektedir. Her iki olay birbiriyle tam olarak özdeştir.
Gözlemcinin veya topun veya her ikisinin birden hareket etmesi önemli
değildir. Önemli olan yalnızca iki referans sisteminin birbirine göre
hareket halinde olmasıdır. (Animasyon Figür 3)

Sağ taraftaki örnek (c+v)(c-v) mekanizmasının nasıl çalıştığını açık bir şekilde göstermektedir. İlk bakışta belli olmasa da sol taraftaki örnekte de aynı (c+v)(c-v) matematiği vardır. Görünüşteki farklılık bizim olayı hangi referans sisteminden izlediğimizden kaynaklanıyor. Işığın davranışı her ikisinde de aynı (c+v)(c-v) matematiği ile belirlenmektedir.
Alice Yasasının dayandığı iki önemli fizik postulası

Büyük önem arz etmesi sebebiyle, Albert Einstein'ın iki fizik postülasından şimdi burada bahsetmek istiyorum.
Alice Yasasının teorik temeli, Albert Einstein'ın Special Relativite
teorisini oluştururken kendisine temel aldığı aynı iki fizik
postülasına dayanır. Kendisi tarafından kaleme alınan bu postülalar
şunlardır:

RELATIVITE PRENSİBİ:
Bütün referans sistemleri için, mekanik fiziğin bütün eşitliklerini
içinde barındıracak şekilde aynı elektrodinamik ve optik yasaları
geçerlidir.

EVRENSEL IŞIK HIZI:
Işık yayınlandığı kaynağın hızından bağımsız olarak boş uzayda c hızı ile yayılır.
Özellikle evrensel ışık hızı postülasının Alice Yasası ile
çeliştiğini düşünebilirsiniz. Ancak durum hiç de bu şekilde değildir.
Albert Einstein ışık hızını tanımlarken görüldüğü üzere boş uzay
sözcüğünü kullanmıştır. Alice Yasası her cismin kendisine ait özel
bir uzayı olduğunu göstermektedir. Bu özel uzaylar daha önce
gördüğümüz gibi ALANLARdır. Alice Yasası için bu postülanın
anlamı şu şekildedir: "Işık yayınlandığı kaynağın hızından bağımsız
olarak alan içinde c hızı ile yayılır". Dolayısıyla Alice
Yasası için bu postüla yanlış veya kendisiyle uyumsuz değildir.

İlave olarak, Evrensel Işık Hızı postülası içinde son derece önemli
kabuller vardır ve bu kabuller Alice Yasası için hayati öneme sahiptir.
Postülada öncelikle ışık hızının (c) evrensel bir sabit olduğu kabul
edilmektedir. (c+v)(c-v) matematiğinin ışık hızı sabitine direkt
bağımlı olduğu ortada olan bir gerçektir. Işık hızı sabiti c
tanımlamadan (c+v)(c-v) gibi bir matematikten bahsedebilmek mümkün
değildir. İkinci olarak ışığın hızının yayınlandığı kaynağın hızından
bağımsız olması gerektiği vurgulanmaktadır ki, Alice Yasasına göre
zaten bu şekilde olmalıdır (Bu bölümde bunu zaten görüyoruz).
Dolayısıyla Albert Einstein'ın Evrensel Işık Hızı postülası Alice
Yasasının ihtiyacı olan önemli kabulleri içermektedir. Relativite
prensibi ise Alice Yasası için kendisini Klasik Mekaniğe bağlayan güçlü
bir kabuldur. Alice Yasası her aşamasında Relativite Prensibi ile
uyumlu olacağını koşulsuz kabul eder.

Bu iki postüla olmadan Alice Yasası matematiksel olarak belki inşa edilebilir ama teorisinin inşa edilmesi mümkün değildir. Dikkatinizi çekmek isterim; yazı dizisinin birinci bölümünde kullandığım REFERANS FIGÜRÜ'nün teorik açıklaması geçmişte olduğu gibi bugün de yalnızca bu iki postüla ile mümkün olabilmektedir. Bu postülaların Alice Yasasını inşa etmeye izin vermesi, Alice Yasasını başından itibaren çok güçlü temellere sahip bir teori haline getirmektedir. Alice Yasasının başlangıcını teşkil eden First Paper (Oct/23/2000) adlı yayınımda ve Alice Yasasının bütün programlarında bu postülalara nasıl büyük bir özenle sahip çıkıldığını görebilirsiniz.

Aliceinphysics.com'da bu bölümle ilgili mevcut yayınlar: