Banner
MANIFESTO of ALICE LAW

Han Erim
1 Ağustos 2010
Merhaba,
aliceinphysics.com web sitemi Kasım 2001 de açtığım günden beri
Relativite Teorisini farklı bir bakış açısıyla ve Alice Yasası adı
altında buradan anlatıyorum. Geçen bu uzun süre boyunca Alice Yasası
giderek gelişti. Bu aşamada bir manifesto yayınlayarak hem
akademisyenleri ve hem de Alice Yasası okurlarını teşvik etmek istedim.
Alice Yasası Albert Einstein'ın Relativite teorisine benzemekle
birlikte, relativiteyi daha yalın ve daha doğru bir şekilde
anlatmaktadır. Bunu size göstermek için bu manifestoyu ZAMAN konusunda
bir fizik ispatı ile birlikte ele aldım. Böylelikle Einstein fiziği ile
Alice Yasası arasındaki farkı burada açık bir şekilde görmüş
olacaksınız.
Manifestoda ilk olarak, birbirine göre hareket eden saatlerin eş
zamanlı çalıştığının ispatını yapacağım ve daha sonra da kendi referans
sistemimize göre hareket halindeki bir saati niçin hızlı veya yavaş
çalışıyor olarak ölçtüğümüzü, ölçmek zorunda olduğumuzu size
göstereceğim. Eğer bir akademisyenseniz, bu paragrafta Einstein
fiziğinden ne kadar farklı bir durum tarifi yaptığımı farketmiş
olmalısınız. Yazımın son kısımda ise Alice Yasasının niçin farklı
olduğunun cevabını ve onun matematiksel temelini bulacaksınız.
Figürler animasyon olarak hazırlanmıştır. Üzerlerinde kontrol
düğmeleri görürseniz onları kullanınız.
flash
Figure 1. Kendimize üç tane saat seçelim. Burada özellikle
eski model klasik masa üstü saatleri kullandım. Renkleri haricinde
saatlerin birbirleriyle özdeş olduğunu kabul ediyoruz. Bu üç saati bir
masanın üzerinde yan yana koyarsak saatler eş zamanlı olarak
çalışacaklardır.
flash
Figure 2. Saatlerin ikisini birer vagon üzerine
yerleştiriyoruz. "Play" butonuna basıldığında görüldüğü gibi, Alice
vagonları eşit uzaklıktan eşit hızda kendisine doğru çekmektedir.
Sorgulama yapabilmek için bir referans sistemini temel almamız
gerekiyor. Burada referans sistemi Alice'dir. Yani olayı Alice'in
gözlerinden izlediğimizi varsayıyoruz. Alice'in tam olarak simetri
ekseni üzerinde olduğunu düşünelim. Alice'in referans sisteminden
bakıldığında, vagonlardaki saatler dursalar da çekilseler de birbirine
göre eşzamanlı çalışmaya devam edeceklerdir.
Vagonlar çekilmeye başlandığı anda etki eden kuvvet sebebiyle
saatlerin senkronizasyonunun bozulacağını düşünebiliriz. Böyle bir
durum saatlerin mekanizmasının kuvvetten nasıl etkilendiğine bağlı
olarak elbette ki oluşabilir. Ama biz burada yalnızca vagonların hızı
sebebiyle saatlerin eş zamanlı çalışıp çalışmayacağını sorusunun
cevabını veriyoruz. Dolayısıyla sürtünme ve diğer bütün kuvvet
etkilerini göz ardı edebiliriz. Her iki vagon Alice'e göre eşit hızda
yaklaştığına göre, Alice'e göre her iki saatin eşit çalışmaması için
hiç bir neden yoktur. "Alice'e göre hangi saat geri kalır?" sorusunun
cevabı olmadığına göre her iki saat eşit çalışacaktır.
flash
Figure 3. Şimdi örneğimizi bir adım ileriye götürelim ve aynı
olayı bir trenin üzerinde tekrarlıyalım. Burada tren yerine başka bir
mekanı da kullanabilirdik. Misal olarak tren yerine bir geminin içinde
olduğumuzu varsayabiliriz.
Tren değişmeyen bir hızla ilerlerken Alice vagonları eşit uzaklıktan
eşit hızda kendisine doğru çekiyor. Bu durumda da her iki saat Alice
göre eşzamanlı çalışmaya devam edecektir. "Alice'e göre"
ibaresini özellikle kullanıyorum. Böylelikle hangi referans sistemini
temel alarak düşündüğümüzü açıkça belirtmiş oluyoruz. Trenin sabit bir
hızda hareket etmesinden dolayı, Alice açısından değişen bir durum
yoktur. Alice'e göre her iki saat eş zamanlı çalışacaktır.
flash
Figure 4. Şimdi şöyle düşünelim. Tren "V" hızıyla ileri doğru
giderken, Alice vagonları aynı "V" hızıyla kendine doğru çeksin. Bu
taktirde sağ tarafta bulunan mavi saat ile yer üzerine yerleştirdiğimiz
yeşil saat birbirlerine göre hareketsiz durumda olacaktır. Bu durumdan
yararlanarak, mavi saat ile yeşil saatin birbiri ile eş zamanlı
çalışacağını söyleyebiliriz. Alice'e göre kırmızı saat ile mavi saatin
eş zamanlı çalıştığını zaten biliyoruz. O halde Alice'e göre her üç
saat eş zamanlı çalışacaktır.
A = B ise ve B = C ise A = C dir. Yani A = B = C dir.
Şimdi biraz dikkatli olalım. Halbuki Einstein fiziğine göre, yerdeki
bir gözlemci için yukarıdaki eşitlik sağlanamaz. Çünkü Einstein'ın
Special Relativite teorisine göre düşünürsek hareket eden bir saatin
yavaşlaması gerekir. Onun teorisini temel alırsak; yerde bulunan
gözlemciye göre sol taraftaki kırmızı saat hareket halindedir. Bu
sebeple kırmızı saat, yerdeki gözlemcinin yanındaki yeşil saatten veya
kendisine göre durağan olan mavi saatten daha yavaş çalışmak
zorundadır. Bu durumu, Einstein fiziğine göre ve yerdeki gözlemci
açısından ifade etmek istersek, şunu yazmak zorunda kalırız.
A ≠ B , B = C ve A ≠ C dir.
flash
Figure 5. Burada Alice Yasasına giriş yapıyoruz. Eğer yerdeki
gözlemciye göre her üç saatin eş zamanlı çalıştığını ispat edersek
Alice Yasası için gerekli atılımı yapmış oluruz. Şimdi bu ispatı
yapıyorum.

Bir çubuğu vagonlardaki saatlerin yelkovanlarına monte edelim.
Çubuğun merkez noktası simetri ekseni üzerine monte edilmiş olsun.
Çubuğun bütün bağlantı yerlerinin raylı bir şekilde yapılmış olduğunu
ve bu bağlantı yerlerinin saatlerin veya vagonların hareketine engel
teşkil etmediğini kabul edelim. Çubuğun sol tarafına da bir kalem monte
etmiş olalım. Saatlerin yelkovanları döndüğünde çubuk yelkovanların
dönüş hareketine bağımlı bir şekilde hareket edecek ve kalem bulunduğu
noktanın konumunu gösteren bir çizgi çizecektir.

Şimdi, Play butonuna basarak kalemin nasıl bir çizgi çizdiğini
görelim. Dikkat edersek, kalemin düzgün bir sinüs eğrisi
çizdiğini görüyoruz. Alice'e göre her iki saat eş zamanlı çalıştığına
göre bu elbette ki doğal bir sonuçtur. Çizginin genel şekli vagonların
çekilme hızına ve trenin hızına bağlı olarak değişebilmekle birlikte,
her zaman için düzgün bir sinüs eğrisi olma özelliğini koruyacaktır.

Sonuç olarak, tren hangi hızda olursa olsun, Alice vagonları hangi
hızda çekerse çeksin çizilen çizgi daima düzgün bir sinüs eğrisi
şeklinde olacaktır.
(Bir sonraki figür ile ispata devam ediyoruz.)
flash
Figure 6. Şimdi Einstein fiziğine göre düşünerek aynı olayı
tekrar ele alalım; Einstein Fiziğine göre yerdeki gözlemci için soldaki
kırmızı saatin sağ taraftaki mavi saatten daha yavaş çalışması
gerektiğini biliyoruz. Böyle durumun hakikaten gerçekleştiğini
varsayalım. Bu taktirde her iki saatin yelkovanları farklı hızlarda
dönecektir. Yelkovanların farklı hızda dönmeleri durumunda çubuğun
eğimi zorunlu olarak değişir. Çubuğun eğiminin değişmesi ise kalemin
çizdiği çizginin şeklini değiştirecektir. Açıktır ki her iki saatin
eşzamanlı çalışmaması durumunda kalemin çizdiği çizgi hiç bir zaman
düzgün bir sinüs eğrisi olmaz.
Ancak böyle bir durum elbette ki gerçekleşemez, çünkü kalem aynı
anda hem trendeki Alice için hem de yerdeki gözlemci için iki farklı
çizgi çizemez. Kalem tek bir çizgi çizecektir ve kalemin çizeceği çizgi
daima düzgün bir sinüs eğrisi şeklinde olacaktır. Bu durum çubuğun
eğiminin hiç bir zaman değişmediğini gösterir. Çubuğun eğiminin
değişmeyecek olması ise, yerdeki gözlemciye göre de kırmızı ve mavi
saatlerin eş zamanlı çalıştığını ispat eder.
Kalemin çizdiği çizginin daima düzgün bir sinüs eğrisi şeklinde
olması ve çubuğun eğiminin değişmemesi, trenin veya vagonların hızından
veya referans sistemlerinden bağımsızdır.
Böylece gerekli ispat yapılmış oluyor. Bu sonuçtan hareketle,
hareket eden saatlerin bütün gözlemciler için eş zamanlı çalıştığı
sonucuna erişilir. Doğru olan Alice Yasasıdır.

|
Hareket eden saaatler yavaşlamaz.
|
ZAMAN UZMASI NEDİR VE NASIL OLUŞUR?

Yukarıda hareket eden saatlerin birbirine göre eş zamanlı
çalıştığını gördük. Ancak buna
rağmen, hareket eden bir saatin tiktak aralıklarını ölçtüğümüzde
kaçınılmaz bir şekilde onun farklı çalıştığını görür ve ölçeriz. Bu
kaçınılmaz bir zorunluluktur. Şimdi bu ilginç olayın nasıl ve niçin
gerçekleştiğini size anlatacağım. Burada hareket eden bir saat derken
kasıtım, bir referans sistemine göre hareket halindeki bir saat
olduğunu özellikle vurgulayarak belirtirim. Eğer kendimiz hareket
ediyorsak, kendi yanımızda bulunan saat bize göre durağandır.

Hareket eden bir saatin tiktak aralıklarını ölçebilmemiz için
öncelikle saatin görüntüsünün veya ona ait sinyallerin bize ulaşması
gerekir. Bu bilgi bize elektromanyetik dalgalarla yani ışıkla
taşınmaktadır. Bir referans sistemine, hareket halindeki bir diğer
sistemden gelen elektromanyetik dalgalar üzerinde zorunlu olarak bazı
deformasyonlar gerçekleşir. Buna fizikte Doppler Etkisi
diyoruz ve onu kısaca ışığın frekansında ve dalga boyunda meydana gelen
değişim olarak tarif ediyoruz. Birbirine göre hareket eden cisimler ele
alındığında Doppler Etkisi her koşulda gözlemlenir. Eğer bir cisim bize
doğru yaklaşıyorsa cisimden bize gelen ışıkların dalga boyu kısalır ve
frekansı artar (blueshift) uzaklaşıyorsa frekansı azalır ve dalga boyu
uzar (redshift). Şimdi bu bilgiyi kullanarak zaman uzamasının
nasıl gerçekleştiğini bir grafik üzerinde görelim.
flash
Figure 7. Sol tarafta
bulunan saat bir vericidir ve sabit bir frekansta yayın yaparak kendi
tiktak aralıklarını düzenli bir şekilde yayınlamaktadır. Tiktak aralığı
derken şunu kastediyorum. Sinyal yayınlanırken, ard arda iki tepe
noktası yayınlanana kadar geçen süre saatin tiktak aralığının ölçüsü
olur. Sağ tarafta bulunan saatler ise alıcıdır ve kendilerine ulaşan
sinyalde ardı ardına gelen iki tepe noktası arasındaki zaman aralığını
ölçmektedirler ve bunu kendi saatlerinin tiktak aralıkları ile
karşılaştırmaktadırlar. Özetle, kendi saat frekanslarını vericinin
frekansı karşılaştırmaktadırlar. Eğer alıcı ve verici birbirine göre
hareket halinde iseler, alıcı aradaki hız farkına ve yönüne bağlı
olarak vericiden gelen sinyalin frekansının farklı olduğunu, diğer bir
deyişle verici saatin tiktak aralığının kendi saatinin tiktak
aralığından farklı olduğunu ölçer. Bu kaçınılamaz bir zorunluluktur.
Alıcının ve vericinin saatleri özdeş ve eş zamanlı çalışıyor olsa bile
bu durum gerçekleşir.

Hareket eden bir saat farklı çalışmaz. Fakat farklı çalıştığı ölçülür,
farklı çalıştığı ölçülmek zorundadır.

Görüldüğü gibi Alice Yasası ile Einstein fiziği arasında önemli
mantıksal farklılıklar vardır ve elbette ki her iki fiziğin temel
aldığı matematikler de farklıdır. Alice Yasasının temel mantığını ve
matematiğini bu yazının alt kısmında bulacaksınız.

Doppler Etkisinin nasıl oluştuğunu Doppler Etkisi ve Special Relativite
adlı yayınımda ayrıntılı olarak görebilirsiniz.
BOY DEFORMASYONU NEDİR VE NASIL OLUŞUR?

Alice Yasasının matematiğine girmeden önce, boy kısalması konusuna
burada değinmek istiyorum. Boy kısalması, tıpkı zaman uzaması gibi
elektromanyetik dalgalar üzerindeki deformasyonlar sonucunda oluşur ve
temel olarak bir algılamadır. Sadece boy kısalmasından bahsetmek de
yanlıştır çünkü hareket yönüne bağlı olarak boy uzaması da vardır. Bu
sebeple bu etkiye boy deformasyonu veya uzay deformasyonu demek daha
doğrudur.

Gördüğümüz
cisimler ile kendimiz arasında daima bir mesafe vardır ve cismi
görebilmemiz için cisme ait görüntünün bize ulaşması gerekir. Hareket
eden bir cismi ele aldığımızda, cisimden gelen görüntü bize ulaşana
kadar geçen süre içerisinde cisim de kendi hareket yönünde
ilerleyecektir. Görüntü bize ulaştığında görüntünün yola çıktığı yerde
cismi görürüz. Eğer işin içinde hareket varsa, cismi gördüğümüz konum
ile cismin gerçek konumu az veya çok daima farklı olur. Bu durumu en
bariz şekilde gökyüzüne baktığımızda görürüz. Aşağıdaki figür bu durumu
göstermektedir. (Figure 8)


I) Planet A noktasında iken bu noktadaki görüntüsü yola çıkıyor.
II) görüntü gözlemciye giderken planet yoluna devam ediyor.
III) Görüntü gözlemci ulaştığında, gözlemci Planeti A noktasında
görüyor. Bu anda Planet gerçekte B noktasındadır.

Figure 9 - 1. Yukarıdaki olayın yalnızca X ekseni üzerinde
gerçekleştiğini düşünelim. Gözlemci cismi A noktasında görürken, cisim
gerçekte B noktasında olacaktır.

Figure 9 - 2. Çevremizden bize ulaşan görüntüler daima
bir görüntü paketi şeklinde gelmektedir. Bir görüntü paketi farklı uzay
koordinatlarından farklı zamanlarda yola çıkan görüntü parçacıklarından
oluşur. Doğal olarak, görüntü paketi içindeki uzak cisimlere ait
görüntüler daha önce yola çıkmıştır. Paket bize ulaştığında onu
yorumlayarak çevremizi algılarız.

Aşağıda AB aralığında duran cetvel örneğine bakalım. Gözlemciye
doğru ilk önce cetvelin B konumu bilgisini taşıyan görüntü yola
çıkacaktır. Bu görüntü A konumuna vardığında burada cetvelin A
konum bilgisini taşıyan görüntü ile birleşecek ve bir görüntü paketi
oluşturacaktır. Nihayetinde görüntü paketi gözlemciye varacak ve
gözlemci kendisine ulaşan görüntü paketindeki bilgiyi kullanarak
cetveli A ve B noktaları arasında görecektir.

Figure 9 - 3. Boy deformasyonunun oluşması için işin
içinde hareket olması gerekir. Burada onun nasıl gerçekleştiğini
görebiliriz. Cetvelin B konum bilgisini taşıyan görüntü yola çıkıyor.
Görüntü gözlemciye doğru ilerlerken, cetvel sağ tarafa doğru hareketine
devam ediyor. B konum bilgisinin görüntüsü cetvelin diğer ucuna vardığı
anda, cetvelin bu ucu artık A noktasında değil A' noktasında
olacaktır. Bu sebeple cetvelin bu ucuyla ilgili konum bilgisi A
noktasından değil, A' noktasından yola çıkacaktır. Görüntü paketi
gözlemciye ulaştığında cetvel gözlemciye AB yerine A'B aralığı içinde
görünecektir. Görüntü paketi üzerinde oluşan bu deformasyon sonucunda
gözlemci cetvelin boyunun AA' kadar kısaldığını görecektir.
Görüldüğü
gibi Alice Yasasında uzay deformasyonu konusu da Einstein fiziğinden
tamamıyla farklıdır. Einstein'ın teorisine göre boy kısalması hareket
eden cisimler üzerinde gerçek bir etki oluşturur. Halbuki Alice
Yasasında ise bir algılamadır. Zaten yukarıdaki tren örneğine bakarsak,
saatlerin altına bulunan cetveller içinde A=B=C eşitliğinin sağlandığı
görülür.
|
Boy deformasyonu bir
algılamadır.
|
flash9
ALICE YASASININ DAYANDIĞI MANTIK VE ALICE YASASININ MATEMATİĞİ
Albert Einstein kendi Special Relativite teorisini inşa ederken bir
hipotezi kendisine temel almıştır. Bu hipotez şudur: Işık hangi
referans sistemine doğru giderse gitsin ışığın hızı bütün referans
sistemlerine göre daima c (ışık hızı sabiti) olmalıdır. Doğal
olarak Albert Einstein seçtiği hipotezi destekleyen matematiği
kendisine temel almıştır...
Halbuki doğru hipotez şöyledir: Işık varacağı referans sistemine
göre daima c (ışık hızı sabiti) hızı ile gider. Bu hipoteze göre,
hareket halindeki bir cisme doğru giden bir ışığın hızı için farklı
değerler ölçülmelidir. Bu hipotezin matematiksel çözüm yolu da
(c+v)(c-v) matematiğidir.
flash10
Şimdi Einstein fiziğinin hiç bir zaman cevap veremeyeceği bir durum
tarif ederek Alice Yasasının varlık ispatını yapacağım... Bu matematik
aynı zamanda Special Relativite'nin gerçek matematiğidir.
Alice Yasasının varlık ispatı ve matematiği:
Bir kutunun orta noktasına bir lamba yerleştiriyoruz... Yerdeki
gözlemciye göre kutu parçalarının hızı V ise, duvarlara giden ışıkların
hızı bu gözlemciye göre zorunlu olarak (c+v) veya (c-v) olur.
Einstein fiziği burada çerçevesi çizilen olayı hiç bir zaman tutarlı
bir şekilde açıklayamaz... Bu durum, Einstein fiziğine göre kaçınılmaz
olarak gene Alice Yasasına yönelmemiz gerektiğini işaret eder.
flash 11
SONUÇ VE TARTIŞMA
Albert Einstein'ın Special Relativite teorisinin kabul görmesinin en
büyük nedeni özellikle zaman uzamasının deneysel olarak
gözlemlenmesidir. Ancak burada gördük ki zaman uzaması temelde bir
algılamadır ve nedeni de farklıdır.
Alice Yasasında hem zaman konusunda ve hem de ışığın davranış şekli
konularında yapılan ispatlar Einstein'ın temel hipotezini ortadan
kaldırmıştır. Special Relativite'nin gerçek temsilcisi Alice Yasasıdır
ve Special Relativite'nin matematiği (c+v)(c-v) matematiğidir.
Belirtmek isterim ki, yüksek enerjili parçacıkların yaşam süreleri
Special Relativite ile açıklanamaz çünkü yaşam süresini belirleyen
mekanizma içinde kuvvet etkin bir rol oynar. Halbuki Special Relativite
teorisi içinde kuvvet yoktur.
Alice Yasası kendi başına bir bilgi kaynağı, bir yol gösterici ve
öğretmendir. (c+v)(c-v) matematiğinin nasıl oluştuğunu anladığınız
zaman, Special Relativite'de olayların nasıl gerçekleştiğini de
beraberinde anlarsınız.
Ben uzun yıllardan beri (c+v)(c-v) matematiğin sonuçları üzerine
çalışıyorum. Üzerinde çalıştıkça giderek daha fazla bilgiye ulaştım. Bu
matematikten ne anlamamız gerektiğini, nasıl oluştuğunu ve bu
matematiğin kurallarını çok detaylı olarak web sitem üzerinden sizlere
anlattım. aliceinphysics.com sitesinde bulunan yayınlar bu konuda
başvurabileceğiniz en doğru kaynaklardır.
Burada size Albert Einstein'ın Special Relativite teorisinin yanlış
olduğunu gösterdim. Bilmenizi isterim ki onun pek çok doğrusu da
vardır. Ona ait bütün doğrular Alice Yasası içinde yaşamaya devam
etmektedir.
Bu manifestoda yazdıklarım Alice Yasasının ne kadar önemli olduğunu
görebilmeniz için yeterlidir.
Alice Yasasının manifestosunu okuduğunuz için teşekkür ederim.

Saygılar sunarım.
Han Erim