banner
Elektromanyetik
Teorideki Hatanın Düzeltilmesi
2. Kısım

Doppler Kayması, Sinyal Hızı
ve Dalga Mekaniği Arasındaki İlişki

Han Erim
Bağımsız Araştırmacı

8 December 2025
DOI:
https://zenodo.org/records/17919673
Bu sayfa, animasyonların Flash formatında sunulduğu orjinal sayfadır. Herhangi bir sorunla karşılaşırsanız, animasyonların Video olarak gösterildiği yedek sayfa üzerinden sorunsuz şekilde devam edebilirsiniz.
Yedek sayfaya gitmek için tıklayınız.
|

I – ÖZET

Bu çalışmada Doppler
Kayması
kullanılarak bir elektromanyetik dalganın
(sinyalin) hızının referans sistemlerine göre farklılık gösterdiği
ortaya konmaktadır.

Çalışmanın temel bulguları aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

- Hedef Cisim açısından,
kendisine gelen veya
gelmekte olan bir sinyalin hızı Hedef Cismin kendi referans sistemine
göre daima sabittir ve “c” değerine
eşittir.
- Kaynak Cisim ile Hedef Cisim
arasında göreli
hareket bulunduğunda, Kaynak Cismin kendi referans sistemine
göre
yayınladığı sinyalin hızı “c” değerinden
farklıdır.
- Doppler Kayması olayında dalga
boyundaki değişim, Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki mesafeden bağımsız olarak, sinyalin yayınlanma anında
gerçekleşir.
- Doppler Kaymasında, sinyalin
dalga boyundaki
değişim ile sinyalin
yayınlanma hızındaki değişim, dalga mekaniğine
uygun bir şekilde eş zamanlı olarak
meydana gelir.
Yayınlanan Sinyalin Hızı =
Sinyalin frekansı x Sinyalin
değişmiş dalga
boyu
Bu sonuçlar, Elektromanyetik Teoride çeşitli eksiklikler ve hatalar
bulunduğunu göstermektedir. Sunulan çalışma, bu eksikliklere yönelik
düzeltmeler yaparak Elektromanyetik Teoriyi daha tutarlı ve açıklayıcı
bir seviyeye taşımaktadır.
II – YÖNTEM VE DENEYSEL KURGU

Bu çalışmanın anlatımında homojen ve tekdüze elektromanyetik dalga
üreten bir sinyal verici cihaz kullanılmıştır. Cihazın frekansının
sabit ve f0 olduğu kabul edilir. Bu frekans
değeri ile cihazın
üreteceği sinüzoidal sinyallerin dalga boyu c = f0.λ0 eşitliği
gereğince olacaktır. Dolayısıyla, f0
ve λ0
değerleri, cihazın fabrika çıkışı temel karakteristikleri olarak kabul
edilmektedir. Çalışmada ele alınan tüm sinyal gönderme işlemlerinin, bu
sabit frekanslı sinyal üreticileriyle gerçekleştirildiği
varsayılmıştır. Bu cihazlardan biri uçağa, diğerleri ise sinyal
kulelerine yerleştirilmiştir.

Figür 1 – Çalışmada kullanılan cihaz.
Bilgilendirme notu:
Bu makalede kullanılan tüm figürler, ilgili animasyonlardan alınmış
karelerden oluşturulmuştur. Figür açıklamalarında yer alan yıldız
işareti
(★), ilgili figürün izlenebilir bir animasyona sahip olduğunu
göstermektedir.
Burada makaleyi okurken bir yandan da bu animasyonları
izleyebilirsiniz.

Deneysel Kurgu:
Konu anlatımının Birinci Bölümünde:

Aşağıdaki Figür 2’de görüldüğü üzere, merkezde O konumunda bir kule ve
bunun her iki yanında A ve B konumlarında iki kenar kulesi
bulunmaktadır.

Figür 2 – Ortada bulunan O
konumundaki
kule A ve B kulelerine sinyal
gönderir.

Figür 3’te ise O konumunun
üzerinden geçen bir uçak vardır ve yine aynı
şekilde A ve B konumlarında birer kule
bulunmaktadır.
Figür 3 – Uçak O konumu
üzerinden
geçerken A ve B kulelerine sinyal
göndermeye başlar.
Kenarlardaki A ve B kulelerinin, O konumuna olan uzaklıkları
birbirine
eşittir. Çalışmada önce ortadaki kuleden yanlardaki A ve B kulelerine
sinyal gönderilmiş, ardından uçaktan A
ve B kulelerine sinyal
gönderilerek iki durum karşılaştırılmış; Doppler Kaymasına bağlı dalga
boyu değişimleri ve sinyal hızları bu karşılaştırmalar üzerinden
incelenmiştir.
Konu anlatımının İkinci Bölümünde:
Figür 4’te görüldüğü üzere, bu kez yanlardaki A ve B kulelerinden
ortada bulunan uçağa sinyaller gönderilmiş ve yine Doppler Kaymasına
bağlı olarak ortaya çıkan dalga boyu değişimi ve sinyal hızları
incelenmiştir.


Figür 4 – Uçak O konumu
üzerinden
geçerken A ve B kuleleri sinyal
göndermeye başlar.
Doppler Kaymasının oluşumunun ve sinyal hızlarının kaynak ve
hedef
referans sistemlerine göre nasıl farklılaştığının açık bir şekilde
görülebilmesi amacıyla kulelerin ve uçağın hareketi aynı doğrultu
üzerinde seçilmiştir. Böylece dalga boyu ve dalga hızı değişimlerinin
hangi fiziksel büyüklüklerden kaynaklandığı daha belirgin biçimde
ortaya konulmuştur.
III – KONU ANLATIMI VE OLAYIN GELİŞİMİ (Birinci Bölüm)

1) Ortadaki Kuleden Sinyal Gönderiliyor
Ortada bulunan O konumundaki
kule, kendisinden eşit uzaklıkta bulunan A
ve B kulelerine sinyal
gönderir.



Figür 5 – Ortadaki kule, yanlardaki kulelere sinyal gönderiyor.

Olayın gelişimi:

− Kule
t1
anında
sinyal göndermeye başlar.

− Her iki yönde hareket eden
sinyaller
t2
anında
yanlardaki kulelere varır.

− Sinyalin seyahat süresi:
t
=
t2 −
t1

− Sağ ve sol tarafa giden
sinyaller tarafından kat
edilen yollar Sinyal hızı “
c” olduğundan:
AO = BC = c.t

− Kat edilen yolların dalga boyu
cinsinden
gösterilmesi:

Kaynak ve hedef
kuleler birbirine göre hareketsizdir. Bu nedenle
sinyalin dalga boyunda herhangi bir değişim olmaz ve cihazın üretim
değeri olan sabit dalga boyu geçerli olur.

Dolayısıyla kat
edilen yol:
AO = BC = n.λ0

n değeri: n =
c.t / λ
0

Kuleler birbirine
göre hareketsiz olduğu için burada sinyalin
dalga
boyu değişmeyecektir.
Aşağıdaki Figür 6’da sinyallerin varma anı ve ilgili matematiksel
eşitlikler gösterilmektedir.
flash 1
2) Uçaktan Kulelere Sinyal
Gönderilmesi
t1 anında O
konumundan
geçen
uçak her iki yandaki kulelere sinyal
göndermeye başlar. Uçağın hızı “v” olarak kabul edilmektedir.

Figür 7 – Uçak yanlardaki kulelere sinyal gönderiyor.

Uçağın hareketi sebebiyle, gönderilen sinyallerin dalga boylarının
değiştiği açıkça görülür. Figürün animasyonlu versiyonunda bu
durum
herhangi bir açıklamaya gerek kalmadan net bir biçimde izlenebilir.
− Uçağın arkasında kalan A kulesine doğru
giden
sinyallerin dalga boyları uzamış
olup λ1 ile gösterilmiştir.
− Uçağın önündeki B
kulesine
giden sinyallerin dalga
boyu kısalmış olup λ2
ile gösterilmiştir.

Olay akışı özeti:
t1
anında uçak O
konumundayken
sinyal yayını başlar.
− Sinyaller O
konumundan
yola çıktıkları için, O
noktasına eşit uzaklıkta bulunan A
ve B kulelerine aynı
t2 anında
varırlar.
− Sinyallerin seyahat süresi: t
= t2
− t1
− Uçak olay başlangıcı olan t1
anında O konumundadır.
Sinyaller kulelere ulaşıncaya kadar geçen süre boyunca uçak v hızı ile
hareket ederek t2 anında C
konumuna
gelir.
Uçağın bu süre
içinde kat ettiği yol: CO = v.t
− Uçak her iki yöne aynı frekansla sinyal
yayınlamaktadır. Bu nedenle her iki yönde oluşan dalga dizilerinin
sayıları eşittir. Bu sayı figürde “n” ile
gösterilmektedir.
− Uçağın
kendi referans sisteminde, kulelere
gönderdiği sinyallerin kat ettiği yolların gösterilmesi:
Sol tarafa giden sinyal (A kulesi
yönü):
A kulesi uçaktan v hızıyla
uzaklaşmaktadır. Bu durumda A
kulesine
giden sinyalin kat ettiği yol:
Hız ve zaman cinsinden: AC =
c.t + v.t= (c+v) / t
Dalga boyu cinsinden: AC = n .
λ1
Sağ tarafa giden sinyal (B kulesi
yönü):
B kulesi uçağa v hızıyla
yaklaşmaktadır. Bu durumda B
kulesine giden
sinyalin kat ettiği yol:
Hız ve zaman cinsinden: BC =
c.t − v.t= (c+v) / t
Dalga boyu cinsinden: BC = n . λ2

Aşağıdaki figürde, sinyallerin A
ve B kulelerine varma anı ve
ilgili
matematiksel eşitlikler gösterilmektedir.
Bu noktada Elektromanyetik Teoride
yapılan temel hatayı açık bir
biçimde görebiliyoruz. Elektromanyetik Teoriye göre, bir
kaynaktan
gönderilen elektromanyetik sinyallerin hızı hangi referans sistemi ele
alınırsa alınsın daima “c” olmalıdır. Yer referans sistemine
göre ve
yanlardaki A ve B kulelerinin referans sistemlerine
göre sinyallerin
hızının “c”
olduğu figürde açıkça görülen ve tartışmasız olan bir
durumdur. Buna karşılık, uçağın
referans sistemine geçtiğimizde
fiziksel tablo tamamen değişmektedir. Uçağın referans sistemine
göre, A
kulesine giden sinyallerin hızı “c+v”
ve B kulesine
giden sinyallerin
hızı “c–v” olmaktadır.
Sinyallerin A
ve B kulelerine varma
süresi t = t2 − t1
olduğu dikkate alındığında, uçağın referans
sistemine göre olan sinyal hızları kolaylıkla hesaplanır:

Uçağın referans sistemine göre:
A
kulesine
giden sinyallerin
hızı: c+v = AC / t
B
kulesine
giden sinyallerin hızı: c−v = BC / t
olmaktadır.

Dolayısıyla, uçağın referans sisteminde sinyallerin hızları ışık
hızının bütün referans sistemlerinde sabit olması gerektiği
yönündeki
temel elektromanyetik varsayımla uyuşmamaktadır. Bu sonuç, teorinin çok
kritik bir noktada gerçekliği doğru yansıtmadığını göstermektedir.
flash 2
Grafiğin ortaya koyduğu bir diğer önemli bulgu şudur:
Sol tarafa giden
sinyallerin tamamı aynı dalga boyuna sahiptir (λ
1). Benzer
şekilde, sağ
tarafa giden tüm sinyaller de
λ2
dalga boyuna sahiptir.

Dalga boyundaki bu değişimleri sinyali yayınlayan cihazın
karakteristik
özelliklerinden bağımsız olarak
ve sinyalin yayınlanma anında
gerçekleşmiştir. Figürün animasyon versiyonunda bu süreç açık bir
biçimde izlenebilmektedir.

Cihazın fabrika ayarları teorik olarak

f0= c / λ0

eşitliğini sağlasa da, cihazın yayınladığı sinyallerin dalga
boylarının
her zaman λ0
olacağını düşünmek gerçek fiziksel durumu
yansıtmaz. Burada λ0 yalnızca bir referans dalga boyudur. Dalga
boyundaki değişimi belirleyen fiziksel büyüklük, Kaynak Cisim ile Hedef
Cisim arasındaki göreli hız olan “v” değeridir.


Doppler Kayması Eşitliği

Doppler Kayması eşitliğinde görüldüğü üzere dalga boyundaki değişim, v
tarafından belirlenen bir oranın üzerine uygulanmasıyla
oluşmaktadır. Bu nedenle λ0 değişimin üzerinde
gerçekleştiği
temel referans büyüklüğüdür.

Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki göreli hızın fiziksel olarak
herhangi bir değer alabilmesi,
cihazın üreteceği sinyal dalga
boylarının sonsuz bir çeşitlilikte
değişebileceği anlamına gelir. Cihaz
yalnızca kulelere değil, kendisine göre farklı hızlarda ve farklı
yönlerde hareket eden çok sayıda cisme aynı anda sinyal göndermektedir.
Bu sinyaller aynı cihaz tarafından üretildikleri için frekansları aynı
kalmakta, ancak Kaynak–Hedef göreli hızlarına bağlı olarak dalga
boyları farklı değerler alır.

Figürde sinyallerin beraberce gökyüzünde oluşturduğu şekiller
incelendiğinde her iki tarafta da homojen
dalga dizilerinin oluştuğu
görülmektedir. Bu durum beklenen bir sonuçtur; zira cihaz sabit
frekansta çalışmakta ve uçak düzgün doğrusal hareket etmektedir.
Bununla birlikte bu görünüm, aynı zamanda çok önemli bir fiziksel
gerçeği açığa çıkarmaktadır:

“Doppler Kaymasında dalga
boyundaki değişim sinyalin yayınlanması
esnasında gerçekleşir.”

Sinyal dalga boyundaki değişimin sinyallerin yayınlanma anında
gerçekleştiği göz önüne alındığında, karşı karşıya olduğumuz fiziksel
mekanizmanın ne kadar olağanüstü olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

3- Karşılaştırma

Buradaki Figür 9’da karşılaştırma amacıyla Figür 6 ve Figür 8 beraberce
görülebilecek şekilde alt alta verilmiştir.
• Üst kısımda, uçağın A ve B konumlarındaki kulelere
sinyal gönderdiği durum (Figür 8),
• Alt kısımda ise ortadaki O konumundaki kulenin
yanlardaki kulelere sinyal gönderdiği durum (Figür 6) gösterilmektedir.
flash 3
Figür 9’da olay akışının özeti:
−
t1 anında
O
konumundaki
kule ile uçak aynı
hizada bulunmaktadır ve sinyal yayını tam bu anda başlamaktadır.
− Sinyaller anında
A
ve
B konumlarındaki
kulelere ulaşmakta, aynı
t2 anında uçak
C konumuna gelmiş
bulunmaktadır.
− Hem uçak hem de ortadaki kule aynı tip sinyal
üreticisi kullandığı için
t =
t2
−
t1 süresince her iki kaynak da
her iki yöne
eşit sayıda, yani “n”
adet dalga yayımlar.
− Ortadaki kuleden yanlardaki kulelere gönderilen
sinyallerde kuleler birbirine göre hareketsiz olduğundan, bu
sinyallerin dalga boyu değişmez ve her iki yönde de olarak
kalır.
Buna karşılık, uçaktan gönderilen sinyallerde uçak ve kuleler birbirine
göre hareketli olduğunu için,
• sol tarafa giden sinyallerin dalga boyu uzar → λ
1
• sağ tarafa giden sinyallerin dalga boyu kısalır → λ
2
olacak şekilde değişmektedir.
Bu durum, figür üzerinde de açıkça görüleceği üzere
λ
1>λ
0>λ
2

şeklindeki sıralamayı verir.

Uçağın referans sisteminde sinyal
hızlarının hesaplanması
Figürde verilen büyüklüklerden kullanılarak uçağın referans sistemine
göre A ve B kulelerine gönderdiği sinyallerin
hızlarını oldukça basit
bir şekilde hesaplanabilir.

A kulesi yönüne giden sinyal:
Uçak ile A kulesi birbirinden
uzaklaştığı için sinyalin kat ettiği
yol
AC = (c + v) . t
olur. Dolayısıyla, uçağın referans sistemine göre A
kulesine giden sinyalin hızı:
cA = c + v
= (c + v)
. t / t
B kulesi yönüne giden sinyal:
Uçak ile B kulesi birbirine
yaklaştığı için sinyalin kat ettiği
yol:
BC = (c −v)
. t
olur. Dolayısıyla uçağın
referans sistemine göre B
kulesine giden sinyalin hızı:
cB = c
− v
= (c
− v)
. t / t

Temel sonuç:
Elde edilen bu sonuçlar, uçağın referans sisteminde
sol taraftaki A kulesine giden
sinyallerin hızının c+v,
sağ taraftaki B kulesine giden
sinyallerin hızının ise c−v
olduğunu açık ve tartışmasız biçimde göstermektedir.
Bu bulgu, elektromanyetik teorinin “bütün referans sistemlerinde ışık
hızının daima c
olması gerektiği”
yönündeki temel varsayımıyla
çelişmekte ve bu varsayımın fiziksel gerçekliği tam olarak
yansıtmadığını ortaya koymaktadır.
VI - SİNYAL HIZLARININ DALGA MEKANİĞİ İLE GÖSTERİLMESİ
Uçağın referans sisteminde, gönderdiği sinyalin hızı c
değerinden
farklılaşmış olsa bile, Dalga Mekaniği bu durumda da bütünüyle
korunmaktadır. Uçağın referans sistemine göre elde edilen c+v ve
c–v sinyal hızlarının, Dalga Mekaniği ile tam uyum içinde olduğu burada
açıkça ortaya konmuştur.

Dalga Mekaniğine göre bir dalganın hızı:
Dalga hızı = Dalga boyu x Frekans
şeklindedir.

Uçağın referans sisteminde, sol tarafa (A kulesine) gönderdiği sinyalin
hızının c+v, sağ tarafa (B kulesine) gönderdiği sinyalin hızının c–v
olduğu önceki bölümlerde elde edilmiştir. Ortadaki kuleden gönderilen
sinyallerin hızı “c’dir” ve eşitliği sağlanmaktadır.
1) Uçaktan A kulesine gönderilen
sinyaller için Dalga Mekaniği:
Sayfa 10’daki [1] numaralı Doppler Kayması eşitliğini kullanırız (uçak
ve A kulesi birbirinden
uzaklaşıyor).
[3]
Bu sonuç, A kulesine giden
sinyalin Dalga Mekaniği ile uyumlu bir
şekilde, frekansı, dalga boyu ve hızıyla
hareket ettiğini göstermektedir.

2) Uçaktan B kulesine gönderilen
sinyaller için Dalga Mekaniği
Aynı işlem burada da uygulanır. Sayfa 10’da daha önce elde edilen [2]
numaralı Doppler Kayması eşitliği kullanılarak (kule ve uçak
birbirinden yaklaşıyor) sonuca ulaşılır.
[4]
3) Sonuçlar
Elde ettiğimiz [3] ve [4] numaralı eşitliklerde açıkça görüldüğü üzere,
eğer sinyalin dalga boyu yayınlanma anında değişiyorsa, sinyalin
yayınlanma hızı “c” sabitinden farklı olmaktadır. Burada özellikle
vurgulanmalıdır ki, bu hız değeri sinyali yayınlayan Kaynak Cismin
kendi referans sistemine göre olan hız değeridir.

4) Kulelere göre uçaktan kendilerine
gelen sinyallerin frekansları nedir?

Sinyalin varacağı Hedef Cismin referans sistemine göre kendisine gelen
bir sinyalin hızı her zaman için sabittir ve c’ye eşittir.

A Kulesine gelen sinyalin dalga boyu ’dir ve sinyal kendisine c hızı
ile gelmiştir.
Bu nedenle gelen sinyalin frekansı olur.

B Kulesine gelen sinyalin dalga boyu ’dir ve sinyal kendisine c hızı
ile gelmiştir.
Bu nedenle gelen sinyalin frekansı olur.
VII - FİZİĞİN GELECEĞİNE GİDEN YOL
Bu aşamada, fiziğin geleceğini doğrudan ilgilendiren ve ileride
fizik
bilimine yön verecek bir konudan bahsetmek istiyorum. Normal şartlarda
bu tür değerlendirmeler çalışmanın sonunda yer alır, ancak burada bir
istisna yapma gereği duydum. Çünkü konunun devamını anlayabilmek için,
öncelikle çok özel ve sıra dışı bir durumun varlığını göstermek
zorundayız.
Uzaklığı milyonlarca hatta milyarlarca ışık yılı olan bir galaksiyi
gözlemlediğimizi düşünelim. Bu tür gözlemlerde Doppler Kayması her
zaman açık bir şekilde kendisini gösterir. Peki ama, bu nasıl mümkün
olmaktadır?

Önceki bölümlerde gösterildiği üzere, Doppler Kaymasında dalga
boyundaki değişim sinyalin yayınlanması esnasında oluşmaktadır. Bu
olgunun taşıdığı gerçek anlam şudur:
O uzak galaksideki bir yıldız, Dünya’nın kendisine göre olan hızını
biliyormuşçasına, yayınladığı ışığın dalga boyunu Doppler Eşitliğini
sağlayacak şekilde ayarlayarak yayınlamaktadır.
Yıldızdan Dünya’ya gelmek üzere çıkan elektromanyetik sinyal,
milyonlarca/milyarlarca yıl sürecek yolculuğuna, değişmiş dalga boyu
ile başlıyor. Sinyal Dünya’ya vardığında biz sinyalin dalga boyunu
(veya frekansını) ölçüyor, Doppler Kayması eşitliğini kullanarak
yıldızın/galaksinin bizden uzaklaştığını veya bize yaklaştığını
hesaplıyoruz.
Buradaki kritik nokta şudur:
Yıldız ile Dünya arasındaki mesafenin bu mekanizmada hiçbir önemi
yoktur.
Galaksi bize milyar kere milyar ışık yılı uzakta olsaydı dahi, Doppler
Kayması aynı şekilde ortaya çıkacaktı.

Doppler Kaymasının oluşabilmesi için doğada, sinyalin dalga boyunu
yayınlanma anında belirleyen; sinyal hızında (c+v) (c–v) matematiğini
fiziksel olarak üreten mekanik bir altyapı bulunmak zorundadır. Eğer
evren böyle bir mekanik altyapıya sahip olmasaydı, Doppler Kayması
denen olgu hiçbir şekilde ortaya çıkamazdı.

Bu mekanik altyapının ne olduğuna
dair şu anda fizikte hiçbir açık
bilgi yoktur.

Mevcut teorik çerçeveler, Doppler Kaymasının nasıl hesaplandığını
söyler; ancak bu mekanizmanın neden ve nasıl var olduğu hakkında tatmin
edici bir açıklama sunamaz.
Bu çalışmada elde edilen sonuçlar —dalga boyu değişiminin sinyalin
yayınlanması anında gerçekleştiği ve Kaynak Cismin referans sistemine
göre sinyal hızının c’den farklı olabileceği bilgisi— Doppler Kayması
konusuna yeni bir derinlik kazandırmaktadır. Ancak bu çalışma da söz
konusu “mekanik altyapının” ne olduğunu ortaya koymaz; yalnızca onun
varlığına çok daha güçlü ve doğrudan bir şekilde işaret eder.
Dolayısıyla fizik biliminin önünde, geleceğin araştırmalarını
şekillendirecek büyük bir soru durmaktadır:

Doppler Kaymasını mümkün
kılan, evrenin bu gizli mekanizmasının gerçek
doğası nedir?

Bu soruya verilecek yanıt, fiziğin geleceğini belirleyen temel
yapı
taşlarından biri olacaktır.
VIII – KONU ANLATIMI VE OLAYIN GELİŞİMİ (İKİNCİ BÖLÜM)

YANLARDAKİ KULELER UÇAĞA SİNYAL
GÖNDERİYOR
Konu anlatımının birinci bölümünde Doppler Kaymasının oluşumu
gösterilirken kurguda en basit yol tercih edilmişti: Sinyaller uçaktan
yayınlanıyor ve yanlarda hareketsiz durumda bulunan kulelere
gönderiliyor. Yer referans sistemine göre kulelere giden sinyallerin
hızları c
olduğundan, bu kurguda
itiraz edilebilecek fiziksel çelişkili
bir durum yoktur. Böylece olayın kurgusu bir zorlanma olmadan Doppler
Kaymasının oluşumunu, uçağın referans sistemine göre sinyal hızlarının c den farklı
olduğunu ve dalga mekaniği ile olan ilişkilerini rahat bir
şekilde gösterebilmektedir. Sinyal dalga boyunun niçin değiştiği de,
figürlere dikkat edildiğinde oldukça anlaşılır bir durumdadır.
Bu ikinci bölümde olay akışı farklı bir bakış açısından ele
alınmaktadır. Burada yanlarda bulunan kuleler ortadaki uçağa sinyal
göndermektedir. Olayın başlangıç anında, uçak O konumundayken kuleler
sinyal göndermeye başlar.
Kuleler ile uçak birbirlerine göre hareket halinde olduğu için
bu
durumda da Doppler Kayması mutlaka ortaya çıkacaktır. Burada
yanıtlanması gereken temel soru şudur:
Dalga boyundaki değişim nerede ve nasıl oluşur ve kulelerin uçağa
gönderdiği sinyallerin hızları nedir?

1) Yanlış varsayım:
Kulelerden sinyallerin bütün yönlerde ve “c” hızı ile yayınlandığını
varsayalım (Figür 9). Sinyaller “v” hızı ile hareket eden uçağa
ulaştığında, uçağın hareket yönüne bağlı olarak (c+v) ve (c–v) şeklinde
bir etki oluşacağını düşünebiliriz. İlk bakışta bu makul gibi görünse
de, bu varsayım fiziksel gerçeklikle uyumlu değildir.
Çünkü bu varsayım doğru kabul edilirse, uçağın referans sistemine göre
kendisine gelen sinyallerin hızının “c” olmadığını ileri sürülmüş olur.
Bu durumda uçağın referans sistemine göre, uçağa önden gelen
sinyallerin hızı c+v, arkadan gelen sinyallerin hızı c–v olurdu ve
şöyle bir fiziksel çelişki ortaya çıkardı: uçak arkadan gelen sinyaller
üzerinde c–v ifadesinin belirttiği şekilde enerjide bir azalma
hissederdi, önden gelen sinyallerde ise c+v ifadesinin belirttiği
şekilde enerjide bir artış hissederdi.
Oysa Doppler Kaymasında durum tam tersinedir. Doppler kaymasında c–v
enerjide artmayı (dalga boyu küçülür), c+v enerjide azalmayı temsil
eder (dalga boyu büyür). Dolayısıyla bu varsayım doğa ile uyumlu
değildir ve fiziksel gerçekliği açıklayamaz.


Figür 10 – Yanlardaki kuleler uçağa c hızıyla
sinyal gönderiyor.
2) Doğru Varsayım:
Uçağın referans sistemine göre, kendisine doğru gelen sinyallerin
hızının c
olduğunu kabul ederek
matematiksel çözüm üretirsek, doğru
sonucun hemen ortaya çıktığı görülür. Ancak bu yaklaşımın doğal bir
sonucu vardır:
Soldaki A kulesinin referans
sistemine göre uçağa gönderdiği
sinyallerin hızı c+v olmalıdır. Sağdaki B kulesinin
referans sistemine
göre uçağa gönderdiği sinyallerin hızı c–v olmalıdır. (Figür 10)
Birinci bölümde uçağın referans sisteminde kulelere gönderdiği
sinyallerin hızlarının c+v ve c-v olduğunu bulmuştuk. Burada da böyle
bir durum geçerli olabilir mi?


Figür 11 – Soldaki kule c+v hızı ile, sağdaki kule ise c–v hızı ile
uçağa sinyal gönderiyor.

Şimdi bu çözüm yolunun doğru olduğunu görelim.
Kulelerin uçağa yolladıkları sinyallerin hızlarının niye değiştiğini şu
an için açıklayamasak da (evrenin O
esrarengiz
mekanik alt yapısına
atıf yapıyorum), bu çözüm yolunun doğru olduğunu kanıtlamanın basit ve
etkili bir yöntemi vardır. Bunun için Galile Relativite Prensibine
başvurmak yeterlidir. Bu prensip bu çözüm yolunun doğru olduğunu
kolaylıkla gösterirken, bir tartışma payı da bırakmaz.

Galile Relativite Prensibi: Fiziğin
temel yasaları, birbirine göre
sabit hızda hareket eden tüm referans çerçevelerinde aynıdır.

Galile Relativite Prensibi, fizik yasalarının ivmesiz (sabit hızlı)
hareket eden tüm referans sistemlerinde aynı şekilde geçerli olduğunu
söyler. Fizikte yararlanabileceğimiz pek çok mantıksal sonuca işaret
eder. Bu mantıksal sonuçlardan yararlanarak sağlam ve doğru bir
fikirsel bütünlüğe ulaşmak çoğu zaman mümkündür. Burada da aynı yöntemi
izleyeceğiz. Aşağıda bu prensipten yararlanılarak hazırlanmış ve
konumuzla doğrudan ilişkili bazı önemli sonuçlar verilmiştir.

1) Hareketli cisim–durgun cisim ayrımı
mutlak değildir.
Fiziğin mantığı içerisinde eğer iki cisim birbirine göre hareket
halinde ise, “hangisi hareketli, hangisi durağan” sorusunun fiziksel
bir cevabı yoktur. Özel olarak seçilen bir referans sistemine göre bu
iki cisimden herhangi birini hareketsiz konumda farz edebiliriz. Böyle
bir seçim, iki cisim arasındaki fiziksel süreçler üzerinde bir
farklılık oluşturmayacaktır.

2) Sinyalin kim tarafından
gönderildiği fiziksel sonucu değiştirmez.
Bir önceki mantık sebebiyle, kule ve uçak örneğimizde sinyali
hangisinin gönderdiği önemli olmamalıdır. Sinyal dalga boyu değişimi,
Kaynak Cisim ve Hedef Cisim arasındaki göreli hızına bağlıdır, ancak
sinyali hangi cismin gönderdiğine bağlı değildir. Uçağın A kulesine
gönderdiği sinyalin dalga boyu olduğuna göre, A kulesinin
uçağa gönderdiği sinyalin dalga boyu yine olacaktır. Benzer
şekilde, uçaktan B kulesine
giden
sinyalin dalga boyu olduğuna göre, B
kulesinin uçağa göndereceği sinyalin dalga boyu olacaktır.

3) Bir cisme göre “gelen sinyalin
hızı” evrensel olarak c’dir.
A ve B kulelerinin referans
sistemine göre, kendilerine gelen sinyalin
hızı sabit ve c
olduğuna göre,
Uçağın referans sistemine göre kendisine
gelen sinyalin hızı c olmalıdır.
Bu şart sağlanıyor mu? Bu şartın sağlandığı Figür 11’den görülmektedir.
Uçağa göre A kulesinden
kendisine
gelen sinyalin hızı: c = (c+v)–v
Uçağa göre B kulesinden
kendisine
gelen sinyalin hızı: c = (c-v)+v

4) Sinyallerin karşılıklı varış
süreleri eş zamanlı olmalıdır.
Uçağın A ve B kulelerine gönderdiği sinyaller bu
kulelere t süresinde
ve eş zamanlı olarak vardığına göre, kulelerin uçağa gönderdikleri
sinyaller de uçağa t süresinde ve eş zamanlı olarak varmalıdır.

5) Kulelerin gönderdiği sinyallerin
hızları (c ± v) olmak zorundadır.
Uçağın referans sistemine göre, A
kulesine
gönderdiği sinyalin
hızı olduğuna göre, A
kulesinin
referans sistemine göre,
uçağa gönderdiği sinyalin hızı olmak zorundadır. Benzer
durum B kulesi için de vardır.
B kulesinin referans sistemine
göre
uçağa gönderdiği sinyalin hızı olacaktır.
Sanıyorum ki Galile Relativite Prensibinin sağladığı mantıksal
tutarlılığı göstermek için bu kadar örnek yeterlidir. Bu mantıksal
sonuçların figürlerde ve animasyonlarda doğru biçimde ortaya çıkmasının
yolu da açıktır: Figür, yukarıda belirtilen tüm koşulları sağlayacak
şekilde kurgulanmalı ve matematiksel düzenlemeler buna göre
yapılmalıdır.
Şartları eksiksiz karşılayan tek bir çözüm yolu vardır:

A kulesinden çıkan sinyallerin uçağa c+v hızıyla, B kulesinden çıkan
sinyallerin ise c–v hızıyla gönderilmesi gerekir.
Aşağıdaki figürlerde iki durum gösterilmektedir.

Figür 12 – Uçak kulelere (c+v) ve (c–v) hızlarıyla sinyal
gönderiyor.

Figür 13 – Kuleler uçağa (c+v) ve (c–v) hızlarıyla sinyal
gönderiyor.
Aşağıdaki Figür 14’te, sinyallerin varma anını karşılaştırmalı olarak
gösterilmektedir.
Figürün üst kısmında sinyaller uçaktan gönderilmektedir; alt kısmında
ise sinyaller yanlardaki kulelerden gönderilmektedir.
Her iki durumda da sinyaller hedeflerine ulaşmış durumdadır. Figür,
Galile Relativite Prensibinin gerektirdiği bütün koşulları eksiksiz
olarak sağlamaktadır.
flash
4
Figür 14 (★)– Galile Relativite Prensibi kullanılarak hazırlanan
karşılaştırmalı grafik
Figürden elde edilen veriler incelendiğinde, her iki kurguda da aynı
matematiksel eşitliklerin geçerli olduğu görülür.
Böylelikle normalde anlatması gerçekten zor olan İkinci Bölüm, Galile
Relativite Prensibini kullanarak kolay yoldan, üstelik hiçbir ek
matematiksel türetmeye ihtiyaç duymadan açıklanmaktadır. Eğer ikinci
bölümü normal yoldan açıklamaya kalkışsaydım, yüzlerce sayfadan oluşan
bir anlatım yapmam gerekirdi ve anlattığım pek çok şey teorik öngörüler
ve belirsizliklerin arasında kaybolurdu. Galile Relativite Prensibi
gerçekten çok güçlü bir prensiptir.
IX – BULGULAR VE SONUÇLAR
Bu çalışma, fizik teorisinin temel taşlarını doğrudan ilgilendiren son
derece önemli bulgular ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar aşağıda
maddeler hâlinde özetlenmiştir:

1. Işık hızı sabitinin fiziksel anlamı
yanlış bilinmektedir.
Bu çalışmanın en temel bulgusu şudur:
Işık hızı sabiti “c”, bir cismin referans sistemine göre kendisine
doğru gelen sinyalin hızını temsil eder.
Bütün cisimler için kendisine gelen sinyalin hızı sabit ve “c”ye
eşittir.

2. Kaynak Cisme göre sinyalin
yayınlanma hızı sabit değildir.
Kaynak Cismin kendi referans sisteminde, yayınladığı bir sinyalin hızı,
sinyalin hangi Hedef Cisme gittiğine bağlı olarak herhangi bir değer
alabilmektedir. Sinyalin hızı Kaynak Cisim ile Hedef Cisim arasındaki
göreli hızla ilişkili olarak c ±
v şeklinde belirlenmektedir. Bu hız
değeri Dalga Mekaniği ile de uyumludur.

3. Kaynak Cisimden aynı anda
yayınlanan sinyallerin hızları çoğu kez birbirinden farklıdır.
Bir Kaynak Cisim olarak bir yıldızı ele alalım. Yıldız, aynı anda yakın
veya çok uzak çevresinde bulunan neredeyse sonsuz sayıda cisme ışık
sinyalleri göndermektedir. Bu cisimlerin neredeyse tamamı yıldıza göre
farklı hız ve yönlerde hareket etmektedir. Bu nedenle, Kaynak Cismin,
yani yıldızın kendi referans sistemine göre, aynı anda yayınlanan ancak
farklı hedef cisimlere giden sinyallerin hızları birbirinden farklı
olacaktır.
Dolayısıyla, Kaynak Cisimden aynı anda yayınlanan sinyallerin “uzayda c
hızıyla genişleyen bir kürenin yüzeyi” şeklinde yayıldığını varsaymak
doğru değildir. Böyle bir model, Kaynak Cisme göre sinyal hızlarının
gerçekte c+v, c−v gibi farklı değerler alabildiği
gerçeğini göz ardı
eder ve bu nedenle geçerliliğini kaybetmiştir.

4. Doppler Kaymasındaki dalga boyu
değişimi Kaynak Cisimde ve yayınlanma anında oluşur.
Dalga boyundaki değişimin miktarını Hedef Cisim ile Kaynak Cisim
arasındaki göreli hız belirlemektedir.
Bir öngörü olarak “Doppler Kayması sürecinde Kaynak Cismin pasif bir
rol üstlendiğini, yalnızca sinyali üretip yayınladığını; buna karşılık
dalga boyundaki değişimin belirlenmesinde Hedef Cismin aktif bir rol
oynadığını” burada ifade etmek isterim.

5. Bir sinyal yayınlandığı anda, hangi
Hedef Cisme doğru yol alacağı fiziksel olarak belirlenmiş durumdadır.
Sinyal hedefine ulaştığında seyahati sona erer. Elektromanyetik ışıma,
daima bir cisimden başka bir cisme gerçekleşen bir etkileşimdir;
dolayısıyla varacağı bir hedef cisim olmadan bir sinyalin yayınlanması
mümkün değildir.

6. Bu bulgular Elektromanyetik Teoride
temel bir eksiklik/yanlışlık bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Güncel Elektromanyetik Teori, sinyal hızları için yalnızca sabit c
değerini kabul etmekte ve burada ana hatlarıyla gördüğümüz (c+v)
(c–v)
matematiğini içermemektedir. Elektromanyetik Teorinin, (c+v) (c–v)
matematiğini içine alacak şekilde yeniden düzenlenmesi gereklidir.

7. Bu düzenleme yapıldığında Özel
Relativite Teorisine ihtiyaç kalmayacaktır.
Elektromanyetik Teori (c+v) (c–v) matematiğine tam olarak geçiş yaptığı
zaman, birbirine göre hareketli cisimler arasındaki elektromanyetik
etkileşimi doğru bir şekilde ifade edebilen bir duruma gelecektir.
Böyle bir teorik yapı, Özel Relativite Teorisinin açıklamaya çalıştığı
tüm fiziksel olayları zaten kendi içinde barındırmış olacağından, Özel
Relativite Teorisi gibi ayrı bir teoriye ihtiyaç kalmayacaktır.

8) Alice Yasası, (c+v) (c–v)
matematiğini kullanan Elektromanyetik Teoridir.
2001 yılından beri, yani neredeyse 25 yıldır (c+v) (c–v) matematiği
üzerinde çalışıyorum. Hazırladığım tüm çalışmaları bugüne kadar Alice
Yasası adı altında yayınladım. İlk yıllarda Alice Yasasını — yani (c+v)
(c–v) matematiğini — alternatif bir relativite teorisi temelinde
değerlendiriyordum. Ancak zaman içinde bu matematiğin aslında
Elektromanyetik Teoriye ait olduğunu anladım. Bu nedenle bugün
rahatlıkla şunu söyleyebilirim:
Alice Yasası, (c+v) (c−v) matematiğini kullanan Elektromanyetik
Teoridir.
Relativite Teorisi gibi, Alice Yasasının da işaret ettiği birçok öngörü
ve sonuç bulunmaktadır. Örneğin:
• Alice Yasasında Zaman Kayması ve Uzunluk Kayması,
• Özel Relativite Teorisinde ise Zaman Gecikmesi ve
Uzunluk Kısalması vardır.
Burada anlatmaya çalıştığım şudur:
Bir yerde zamanın yavaşladığını ölçüyorsanız, bir cismin boyutunda
değişim görüyorsanız, bunun sebebi Alice Yasasının varlığıdır.
Relativite Teorisinin kavramlarıyla Alice Yasasına yaklaşmak doğru bir
yöntem değildir.
Ayrıca her iki teorinin öngörüleri arasında önemli yapısal
farklılıkların bulunduğu da unutulmamalıdır.
Alice Yasasının öngörüleri ve sonuçlarıyla ilgili tüm çalışmalarıma
aliceinphysics.com web sitemden ulaşabilirsiniz.

9) Geleceğin fiziğine giden yol.
Elektromanyetik Teori, (c+v) (c–v) matematiği temelinde ilerledikçe,
“c” ışık hızı sabitinin gerçek fiziksel anlamı daha iyi anlaşılacak ve
bu matematiğin ortaya çıkmasını sağlayan evrenin O gizemli mekanik
altyapısının keşfedilmesinin yolunu açacaktır.
X – KAYNAKÇA

Einstein, A. (1991). İzafiyet teorisi (G. Aktaş, Trans.). İstanbul,
Turkey: Say Yayınları.
(Original work published as Relativity: The Special and the General
Theory).

Milli Eğitim Bakanlığı. (1996). Liseler için Fizik I (Yayın No. 553;
Ders Kitapları Dizisi No. 168). Ankara, Turkey: Gaye Matbaacılık.

Erim, H. (2017). Alice Law – Transition to (c+v)(c–v) Mathematics in
Electromagnetic Theory (Trans. M. H. Kaya; Redaction Y. Özmenekşe).
Istanbul, Turkey: Cinius Publishing.
link