banner
İmaj ve Kaynak
Han Erim
7 Mayıs 2012
İMAJ VE KAYNAK

2005 yılında yayınladığım Alice Yasası Versiyon 5 programı
relativite konusunda çok büyük bir atılım yapmıştı. Ancak ilerleyen
yıllarda İmaj ve Kaynak konusu üzerinde çalışıp ortaya çıkan sonuçları
görünce relativite konusunun ne kadar büyük eksikler taşıdığını
şaşkınlıkla gördüm. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki İmaj ve Kaynak
konusunu bilmeden elektromanyetik etkileşimi, relativiteyi hatta fiziği
anlayabilmeye imkan yoktur. Bunu artık her yerde açıklıkla söylüyorum.

İmaj ve Kaynak konusu ilk kez Hayalet ve Pınar adlı yayınımla
birlikte Kasım 2009 da Alice Yasasına katılmıştır. Bu konu ile birlikte
de Alice Yasasında Relativite Teorisi özellikle iki konudaki
eksikliğini kapatmıştır. Ki bu konular zaman uzaması ve boy
deformasyonudur.

İmaj ve kaynak kavramları bir cisme ait iki durumu ifade eder. İmaj
cismin görüntüsü kaynak ise cismin kendisidir. Bütün cisimler gerek
kendilerine gelen ışığı yansıtma şeklinde ve gerekse bizzat kendileri
üreterek etraflarına elektromanyetik dalgalar yayarlar. Cisimlerden
gelen bu elektromanyetik dalgaları algılayarak onları görürüz. Şu nokta
önemlidir ki, bir cisme baktığımızda cismin kendisini değil, o cisimden
gelen sinyallerin bize gösterdiği imaj görüntüyü görürüz.

Alice Yasasında cisimlerin imaj görüntüleri HAYALET (en; GHOST),
cisimlerin kendileri ise PINAR (en; SPRING) adını alır. (İngilizce için
Spring yerine belki Fountain kelimesi daha uygun olabilir. Burada
Spring olarak adlandırılmıştır). Pınarlar elektromanyetik dalga
kaynaklarıdır yani cisimlerin kendileridir, Hayaletler ise pınarların
ışıması sonucunda gördüğümüz cisimlerin imaj görüntülerdir.

İmaj (Ghost) ve Kaynak (Pınar) kavramları relativite için özellikle
önemlidir çünkü zaman uzaması ve boy deformasyonu gibi relativite
etkileri cisimlerin imaj görüntüleri üzerinde oluşur. Bu bağlamda Alice
Yasasının Relativite teorisi, günümüzde kullanılan relativite
teorisinden hem mantık hem de sonuç bakımından çok farklıdır.
flash
Figür 1 Konumuz elektromanyetik etkileşim olsa
da, ses konusunda bir örnek vererek konuya başlamak güzel olacak.
Hızla giden bir ambulans düşünelim. Ambulans giderken sirenini
çalıştırıyor. Siren sesi gözlemciye vardığında, gözlemci sesin geldiği
yöne bakacaktır. Eğer ambulans yeterince uzaktan geçiyorsa ve çok hızlı
ise gözlemcin baktığı yerde ambulansı göremeyecektir. Çünkü ambulansın
bulunduğu yer ile baktığı yer arasında ciddi bir farklılık oluşacaktır.
Muhtemelen sizin de başınızdan buna benzer bir olay mutlaka geçmiştir.
Ses saniyede 340 metrelik hızıyla oldukça hızlıdır, ama gündelik
yaşantımızda bu tür olaylar gözlemlememize olanak verecek kadar da
yavaştır.
flash
Figür 2 Bir önceki sayfada ses kullanılarak
yapılan ambulans örneği, ışık için de aynı derece geçerlidir. Eğer ışık
300.000 km/sn hızla değil de ses gibi 340 m/sn hızla hareket etseydi,
gündelik hayatımızda görebileceğimiz çok benzer durumlar ortaya çıkardı.
Buradaki örnekte ambulans siren sesi değil, bunun yerine kendi
görüntüsünü gönderiyor. Ambulansın görüntüsünü taşıyan sinyaller
(elektromanyetik dalgalar) gözlemciye vardığında, gözlemci gene
sinyalin kendisine geldiği yöne doğru bakacaktır. Ama ses ve ışık
arasında bir nüans farkı vardır, çünkü bu kez gözlemci baktığı yönde
aracın görüntüsünü görecektir. Çünkü sinyaller kendisine o yönden
gelmiştir. Öte yandan sinyal yola çıktıktan sonra araç yoluna devam
ettiği için, sinyal gözlemciye vardığında ambulans farklı bir yerde
olacaktır.

İmaj ve Kaynak tanımlarını burada görebiliyoruz. Alice Yasasındaki
adlarıyla ambulansın kendisi PINAR'dır, gözlemcinin gördüğü şey ise
ambulansın imaj görüntüsü yani HAYALET olmaktadır. Bu tür özel bir
adlandırma relativite için çok gerekli olmaktadır. Cismin pınarı şu
koordinatta iken cismin hayaleti şu diğer koordinat üzerindedir
denildiğinde neyin kast edildiği çok net anlaşılır.
flash
Figür 3 Tabi ışık 300.000 km/sn gibi müthiş
bir hızla gitmektedir. Bu nedenle Hayalet ve Pınar etkilerini gerçekten
gözlemleyebilmek için uzak mesafelere ve yüksek hızlara ihtiyaç vardır.
Özellikle uzak gök cisimlerinin gözlemlerinde Hayalet ve Pınar etkileri
çok bariz bir şekilde işe karışır.
Burada gözlemci Neptün gezegenine doğru teleskopla bakıyor. Gezegen
A konumunda iken gezegenden yola çıkan elektromanyetik dalgaları
(sinyalleri) ele alıyoruz. Bu sinyaller gezegenin görüntüsünü
gözlemciye ulaştırmaktadır. Sinyaller gözlemciye doğru ilerlerken
gezegen kendi yörüngesinde yoluna devam ediyor. Sinyaller gözlemciye
vardığında gözlemci gezegeni A konumunda görüyor, gezegen ise bu anda B
konumundadır.

Dolayısıyla her zaman iki kavramdan bahsedebiliriz. Gördüğümüz durum
ve gerçekte olan durum. Gördüklerimiz daima imaj görüntüleridir yani
hayaletlerdir. Hayaletler bize görünürler ancak gerçekte var olan
durumu göstermezler. Buna karşın cisimlerin kendileri yani Pınarlar
gerçekte var olan durumdur, buna karşın kendileri hiç bir zaman
görülmezler.


Hayalet ve Pınar konusuna verebileceğimiz en güzel örnek tabi ki
gökyüzüdür. Gördüğümüz şey gökyüzünün geçmiş bir zamandan bize ulaşan
görüntüsüdür. Yıldızlara baktığımızda onların milyonlarca yıl önceki
durumlarını görürüz. Bu görüntüler bize ulaşana kadar binlerce,
milyonlarca yıl boyunca uzayda yol almışlardır. Gördüğümüz yıldızların
bazıları uzun yıllar önce yok olmalarına rağmen onları hala varmış gibi
görürüz. Gökyüzü tam bir hayaletler cennetidir.

Aslında gökyüzündeki bu durum sizin de bildiğiniz bir durumdur. Ama
Hayalet ve Pınar konusu elbette ki bu kadar basit değildir. Gökyüzü
bize sadece ipin ucunu göstermektedir. İpi ucundan yakalayıp, acaba bu
ip nereye gidiyor diye yürümeye başladık mı, konunun giderek
derinleştiğini görürüz.
flash
Figür 4 Normal olarak cisimlerin elektromanyetik ışımaları
süreklilik arz eder. Biraz evvel gördüğümüz animasyonu burada sürekli
bir hale getirelim.

Gezegenden yola çıkan sinyaller gözlemciye varmaktadır. Gözlemci
sinyal kendisine hangi doğrultudan gelmişse oraya doğru bakmakta ve
baktığı doğrultuda gezegenin imaj görüntüsünü yani gezegenin hayaletini
görmektedir. Gezegenin kendisini (yani Pınar'ını) ise hiç bir şekilde
görmeyecektir.

Olaya ilişkin detayların daha rahat görülmesini sağlamak amacıyla
görüntüleri burada kesikli olarak gönderiyoruz. Kaydırağı kullanarak
görüntülerin yola çıkma aralığını küçülterek animasyonu
hızlandırabilirsiniz.

Buraya kadar ki bilgilerden önemli bir sonuç yakalıyoruz: Hareketli
bir cismin Hayaleti ve Pınarı daima farklı koordinatlardadır. Hareket
ne kadar hızlı ise ve gözlem ne kadar uzak bir mesafeden yapılıyorsa
Hayalet ve Pınar koordinatları birbirinden o derece uzaklaşmaktadır.
flash
Figür 5 Biz burada prensipleri ele alıyoruz. Elbette ki
animasyonları ışık hızında yapamayız, ama bu o kadar da önemli değil.
Önemli olan ışığın nasıl davrandığını anlayabilmek ve temel ilkeleri
burada görebilmek.

Buradaki animasyonda gözlemciye doğru bir fener tutuluyor. Fenerin
lambasından çıkan ışıklar gözlemciye doğru gidiyor. Feneri farenizle
sürükleyiniz ve gözlemcinin feneri nerede gördüğünü inceleyiniz.

Bir ışık huzmesinde sayısız miktarda foton vardır. Animasyonda her
bir küçük sarı dikdörtgen tek bir fotonu (tek bir elektromanyetik
dalgayı) temsil ediyor. Her foton düz bir doğrultuda hedefine doğru
gitmektedir.

Burada bir sonuç daha vardır. Bir elektromanyetik dalga daima düz
gider. Ancak ışık kaynağı ve ışığın varma hedefi birbirine göre
hareketli ise ışık yolu daima bir eğri şeklindedir.
flash
Figür 6 Bir
cismin hayaleti nerede görünür?
Bu aslında çok güzel bir sorudur, çünkü cevap vermek için
araştırmaya başladığınızda, yolun sonunun eninde sonunda (c+v)(c-v)
matematiğine ve alanlara çıktığını görürsünüz. Alice Yasasının
Relativite Teorisine giden başka bir yoldur bu.

Buradaki örnekte gözlemci hareketsiz ve top hareketli durumdadır. Bu
sebeple de burada hayaletin nerede görüneceğini cevaplamak oldukça
kolay. Sinyal gözlemcinin kendi referans sistemine göre hangi noktadan
yayınlanmışsa, gözlemci cismin hayaletini o noktada görecektir.
flash
Figür 7 Gözlemci hareketli ve top hareketsizken, gözlemci
topun hayaletini nerede görecektir?
Konu birden bire zorlaşmaya başladı değil mi? Öncelikle belirteyim
ki ALAN bilgisine sahip olmadan bu soruya cevap vermek hakikaten
zordur. Burada izin verirseniz kısa bir cevap vereyim, çünkü benzer
durumlar bölümler içinde sürekli olarak karşımıza çıkacaktır.

Gözlemci kırmızı ok yönünde hareket etmektedir. Gözlemcinin
koordinat sistemine göre top [x1,y1,z1] koordinatında iken yola çıkan
top sinyalini ele alıyoruz. Sinyal gözlemciye vardığında, gözlemci topu
(topun hayaletini) gene [x1,y1,z1] koordinatında görecektir. Bu anda
gözlemcinin referans sistemine göre top [x2,y2,z2] koordinatında
olacaktır. Eğer radio butonlarında "Alanı göster" seçeneğini
işaretlerseniz gerçekleşen olayı daha kolay yorumlayabilirsiniz.
|
flash
|
Figür 8 Birbirine göre
hareket halinde olan cisimleri ele
alalım. Elimizde de bir ışınlama cihazı olduğunu ve bu cisimlerden
istediğimize kendimizi ışınlayabildiğimizi varsayalım.

Herhangi birine kendimizi ışınlıyoruz. Üzerinde olduğumuz
cismin
hızını söyleyebilir miyiz? Hayır, söyleyemeyiz, çünkü başka bir
referans sisteminden yararlanmadan hareket halinde olup olmadığımızı
bilemeyiz. Yalnızca diğer cisimlere göre olan hızımızı söyleyebiliriz.
Öte yandan üzerinde olduğumuz cismi durağan da kabul edebiliriz. Ben
durağanım ve diğer cisimler hareket halindedir diyebiliriz.

Bu kuralı anladınız mı? Eğer burada söylediklerimi gerçekten
anladıysanız bundan sonra şaşırma şansınız yoktur. Aslında burada çok
ama çok eski kuraldan bahsettim.
|
flash
Figür 9 Önceki ilk örneğimizde durağan olan
gözlemciydi ve top hareketli idi. Diğer ikinci örnekte ise gözlemci
hareketli, top durağandı. Dolayısıyla aslında her iki olay birbiriyle
tam olarak özdeştir. Gözlemcinin veya topun veya her ikisinin birden
hareket etmesi önemli değildir. Önemli olan iki referans sisteminin
birbirine göre hareket halinde olmasıdır.
Gözlemcinin topu nerede gördüğü konusu, gözlemcinin referans
sistemine göre düşünüldüğü taktirde kolaylıkla anlaşılabilmektedir.
Gözlemcinin hareket halinde olması, yönü ve hatta hızı bile önemli
değildir. Gözlemci hareketli bile olsa, gözlemciyi durağan ve topu
hareketli kabul ederek hayaletin nerede görüneceğini kolaylıkla
bulabiliriz.
flash
Figür 10 Burada bu bölümde gördüklerimizin bir
özeti vardır. Başrollerde de Alice ile Deli Şapkacı var.
Alice'in görüntü sinyalleri Deli Şapkacıya, Deli Şapkacının görüntü
sinyalleri ise Alice'e gitmektedir. Yani her ikisi de birbirini
görmektedir. Şapkacıyı ve Alice'i farenizle sürükleyin. Bu Alice ve
Şapkacıya ait hayaletlerin yer değiştirmesine neden olacaktır.
Alice ile Hatter'in orta noktalarında bir simetri ekseni olduğunu
farz edelim. Simetri eksenin her iki tarafındaki olaylar birbirine eşit
şekilde gerçekleşir. Alice’i fare ile sürüklediğimizde, Alice için
nasıl bir durum gerçekleşiyorsa, Hatter için de benzer bir durum aynı
anda gerçekleşir. Hangisinin hareket ettiği önemli değildir.
Hayalet ve Pınar Hakkında

Bu bölümde Hayalet ve Pınar kavramlarıyla tanıştık. Ve konu olarak
ağırlıklı bir şekilde Hayalet ve Pınarın konumları üzerinde durduk.
Elbette ki Hayalet ve Pınar konusu bu kadar basit ve burada
gördüklerimizle sınırlı değildir. Bu konunun Relativite Teorisinde çok
önemli bir yeri vardır çünkü Zaman uzaması ve Boy kısalması gibi
etkiler tamamıyla cisimlerin görsel imajları yani hayaletler üzerinde
oluşmaktadır.

Bu konu aynı zamanda Elektromanyetik Teori içinde hayati bir önem
taşır. Çünkü bu konuyu bilmeden Elektromanyetik Teoriyi tam olarak
anlamak mümkün olmaz.

Bilimsel tarafını bir tarafa bırakalım. Hayalet ve Pınar aslında bir
genel kültür bilgisidir. Çünkü bu konu bütünüyle temel fizik bilgisi
kapsamındadır. Daha lise seviyesinde öğretilmesi, öğrenilmesi gereken
bir bilgidir. Çünkü bu bilgi yaşadığımız evreni tanımaya ve
yorumlayabilmeye olanak verir.
link