Bölüm 3

Fizik Prensipleri Üzerine

“Elektromanyetik Teoride (c+v) (c-v) Matematiğine Geçiş” adlı kitabımda (Alice Yasası Versiyon 8) “Fizik Prensiplerinin Önemi” konusuna değinmiştim; ancak oradaki anlatımımın yetersiz olduğunu her zaman düşündüm. Bu eksiklik, içimde canımı acıtan bir yara olarak kalmıştır. Burada bu eksikliği öncelikle gidermek istiyorum.

Öncelikle Galile Relativite Prensibi’nden başlayalım. Nasıl ortaya çıktığından ve ne anlama geldiğinden bahsedelim.

3.1 – GALİLE RELATİVİTE PRENSİBİ VE ALBERT EINSTEIN’IN İKİ FİZİK PRENSİBİ

Galileo, bugün Galile Relativite Prensibi dediğimiz ilkeyi hiçbir zaman tek satırlık bir yasa olarak yazmadı. Onu, 1632 yılında yayımladığı Dialogo sopra i due massimi sistemi del mondo (İki Büyük Dünya Sistemi Üzerine Diyalog) adlı eserinde, Salviati karakterinin ağzından anlattı.

En meşhur anlatımı şöyledir (özgün metne dayalı, kısaltılmış ve akıcı bir Türkçe uyarlamayla):

Kendini bir arkadaşınla birlikte büyük bir geminin güvertesinin altındaki geniş bir kamaraya kapat. Yanına sinekler, kelebekler ve başka küçük uçan canlılar al. İçinde balık bulunan büyük bir kap bulundur. Bir şişeyi yukarı as; su damlaları aşağıdaki dar ağızlı başka bir kaba damlasın.

Gemi dururken dikkatlice gözlemle. Küçük hayvanlar odanın her yönüne eşit kolaylıkla uçarlar. Balıklar her yöne aynı rahatlıkla yüzerler. Su damlaları tam alttaki kaba düşer. Arkadaşına bir cisim fırlatırken, hangi yöne atarsan at aynı kuvvet yeterlidir. Aynı şekilde her yöne eşit uzaklıkta zıplayabilirsin.

Bütün bunları gözlemledikten sonra gemi, hızı ne olursa olsun, yalnızca düzgün ve sarsıntısız bir hareketle yol almaya başlasın.

O zaman gözlemlediğin olayların hiçbirinde en küçük bir değişiklik bile göremeyeceksin. Bu gözlemlerden geminin hareket hâlinde mi yoksa durgun mu olduğunu anlayamayacaksın.”

Galileo Galilei, Dialogo sopra i due massimi sistemi del mondo (1632). Türkçe çeviri: ChatGPT; uyarlama: Han Erim.

Galileo’nun gemi anlatısının İngilizce metni burada görülebilir:
Galileo, Dialogue Concerning the Two Chief World Systems

Bu anlatımdan hareketle formüle edilen ve günümüzde ders kitaplarında yaygın olarak kullanılan ilke, genellikle şöyle ifade edilir:

Bir referans sistemi düzgün doğrusal hareket ediyorsa, o sistemin içinde yapılan mekanik deneylerle sistemin durgun mu olduğu, yoksa sabit hızla mı hareket ettiği belirlenemez.

Ya da daha kısa ifadeyle:

Düzgün doğrusal hareket mutlak olarak tespit edilemez.
 

Galileo'nun vurguladığı iki önemli nokta:

Hareketin sabit olması gerekir. 

Galileo özellikle "uniform and not fluctuating" yani düzgün ve sarsıntısız hareket şartını koyar. İvmelenen bir gemide bu ilke geçerli değildir.

Deneyler kapalı sistem içinde yapılmalıdır.

Geminin kamarası dış dünyadan izole edilmiştir. Dışarıyı (kıyıyı, denizi vb.) görmüyorsanız, hareketi anlayamazsınız. Dış referans kullanırsanız elbette hareketi fark edebilirsiniz.

Bu metin daha sonra Newton'un Corollary V'ine ve yaklaşık üç yüzyıl sonra Einstein'ın Özel Görelilik Prensibi’ne temel oluşturmuştur. Einstein'ın yaptığı yenilik, Galileo'nun ilkesini yalnızca mekanik için değil, elektromanyetizma dahil bütün fizik yasalarına genişletmek olmuştur.

3.2 - Einstein'ın Fizik Prensipleri


1. Einstein'ın Görelilik Prensibi (İngilizce)

1919 yılında Einstein, ilkeyi çok açık bir şekilde şu sözlerle ifade etmiştir:

"Every universal law of nature which is valid in relation to a coordinate system C, must also be valid, as it stands, in relation to a coordinate system C', which is in uniform translatory motion relatively to C."

Türkçe çevirisi:

“Bir C koordinat sistemine göre geçerli olan her evrensel doğa yasası, C’ye göre düzgün öteleme hareketi yapan C′ koordinat sistemine göre de olduğu biçimiyle geçerli olmalıdır.”

Günümüz terminolojisiyle bu ilke daha basit bir biçimde şöyle ifade edilebilir:

"Bir eylemsiz referans sisteminde geçerli olan bütün fizik yasaları, ona göre düzgün doğrusal hareket eden bütün diğer eylemsiz referans sistemlerinde de aynı biçimde geçerlidir."

Bu aşamada Albert Einstein’ın Evrensel Işık Hızı Prensibi’ne de değinmek gerekiyor.

2. Einstein'ın Evrensel Işık Hızı Prensibi (İngilizce)

"Light is always propagated in empty space with a definite velocity c which is independent of the state of motion of the emitting body."

Türkçe çevirisi:

"Evrensel Işık Hızı: Işık, boş uzayda ışık kaynağının hareket durumundan bağımsız olan belirli bir c hızıyla yayılır."

Bilindiği üzere, bu iki prensip Einstein’ın Relativite Teorisi’nin temel dayanaklarını oluşturmuştur.

3.3 -Alice Yasası ve Galile Relativite Prensibi


Şimdi buradan dikkatli bir şekilde Alice Yasası’na geçiş yapıyorum. Her şeyden önce, Alice Yasası’nın başlangıçtan itibaren Albert Einstein’ın bu iki postülasını temel alarak yola çıktığını söylemeliyim. Evrensel Işık Hızı Postülası, “Işık varma hedefine doğru c hızıyla gider” düşüncesiyle ilk bakışta çelişiyor gibi görünse de bu durum, prensibin nasıl yorumlandığına bağlıdır. Her cismin kendisine ait bir uzaya sahip olduğunu varsaydığımızda —ki Evrensel Çekim Kuvveti Yasası incelendiğinde bu varsayımın kuvvetle muhtemel olduğu görülecektir; bkz. 8. ve 9. bölümler— bu iki önerme arasındaki görünür çelişki ortadan kalkmakta ve elektromanyetik teori için (c+v) (c−v) matematiğinin ve Alice Yasası’nın önü açılmaktadır.

Aslında başlangıçta elimde yalnızca (c+v) (c−v) matematiği vardı ve bu matematik bana postülayı bu şekilde yorumlamam gerektiğini söylüyordu. Dolayısıyla bu düşünce Alice Yasası’na sonradan eklenmiş değildir; başlangıçtan beri matematiğin içinde vardı. Ancak benim onu bugünkü açıklığı ve kesinliğiyle ifade edebileceğim noktaya ulaşmam on yıllarımı aldı. Bugün aradan yirmi beş yıl geçmiş durumdadır. Artık kendimi daha rahat hissediyor, fikirlerimi açıkça ve çekinmeden söyleyebiliyorum. İnanın, bazen bunu yapmak çok zor olabiliyor; en azından geçmişte benim için öyleydi.

Sonuç olarak, Evrensel Işık Hızı Prensibi’nin Alice Yasası’na daha uygun biçimde şu şekilde güncellenebileceği düşüncesindeyim:

Evrensel Işık Hızı: Işık, boş uzayda onu yayan kaynağın hareketinden bağımsız olarak varış hedefinin referans sistemine göre sabit c hızıyla gider.

Alice Yasası’nın Relativite Prensibi ile zaten hiçbir zaman sorunu olmamıştır. Alice Yasası için Albert Einstein’ın Görelilik Prensibi de Evrensel Işık Hızı Prensibi kadar önemlidir. İnanın ki o prensip olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Kanımca onsuz teori üretmek mümkün değildir. Einstein, Görelilik Prensibi’ni oluştururken Galile Relativite Prensibi’nin klasik mekanik için ortaya koyduğu referans sistemlerinin eşdeğerliği düşüncesini temel almış ve bu ilkeyi bütün fizik yasalarını kapsayacak şekilde genişletmiştir.

Burada bir hususu önemle belirtmem gerekiyor: Çalışmalarımın ilerleyen yıllarında Görelilik Prensibi yerine Galile Relativite Prensibi’ni tercih etmeye ve onu kullanmaya başladım. Bunun nedeni, bu adlandırmanın düşüncede kendiliğinden “gemi olayını” çağrıştırması ve daha kolay muhakeme yapılmasını sağlamasıdır. Şu farkla ki Galile Relativite Prensibi, Alice Yasası’nda elektromanyetik etkileşimi de kapsayacak şekilde genişlemiştir. Böylece Alice Yasası’ndaki Galile Relativite Prensibi, kapsam bakımından Einstein’ın Görelilik Prensibi’yle aynı noktada durmaktadır.

Bununla birlikte önemli bir ayrım vardır: Her iki yaklaşım da referans sistemlerinin eşdeğerliğini kabul eder; ancak Relativite Teorisi bu eşdeğerliği Lorentz dönüşümleriyle, Alice Yasası ise Galile dönüşümleriyle ifade eder.

Çalışmalarım içinde Galile Prensibi’ni güzel bir şekilde tarif eden kısa bir tanım kullanmam gerekiyordu. Galile tarafından bizzat kaleme alınmış orijinal bir prensip tanımı yoktur. Bu konuda büyük bir ihtiyaç hasıl olduğu için, çeşitli araştırmacılar bu prensibi çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Hepsinin özünde aslında aynı şeyler söylenmektedir. Acaba çalışmalarımda hangi tanımı kullansam diye internette bir araştırma yapmıştım. Aşağıdaki tanıma rastlamış ve kopyalamıştım, ama sonra yazıyı tekrar aradığımda onu bulamadım. Bu yüzden kaynak veremeyeceğim. Tanımı beğendiğim için kullanıyorum.

Alice Yasası için güncellenmiş Galile Relativite Prensibi tanımı:

Galile Relativite Prensibi: Fiziğin temel yasaları, birbirine göre sabit hızla hareket eden bütün eylemsiz referans sistemlerinde aynı biçimde geçerlidir.

Yukarıda yazdığım bu iki prensip, günümüzdeki Alice Yasası’nın teorik temelini oluşturur.

3.4 - Galile Relativite Prensibi’nin Mantıksal Sonuçları

Bu aşamada, Galile Relativite Prensibi’ne dayanılarak elde edilebilecek mantıksal sonuçlara burada değinmek istiyorum. Bu mantıksal sonuçlar gerçekten çok önemlidir, çünkü bunlardan yararlanılarak teorik fizikte tutarlı varsayımlara ulaşmak mümkündür. ChatGPT’den aşağıdaki “Galile Relativite Prensibi’nin Mantıksal Sonuçları” adlı bölümü yazmasını istedim. Bence oldukça güzel ve derli toplu bir yazı ortaya çıkardı.


1. Mutlak hız ölçülemez.
Bir gözlemci, yalnızca kendi referans sistemi içinde yaptığı mekanik deneylerle mutlak hızını belirleyemez.

Açıklama: Hız ancak başka bir referans sistemine göre tanımlanabilir. Tek başına "gerçek hız" diye ölçülebilecek bir büyüklük yoktur.

2. Hareket görecelidir.
Bir cismin hareket edip etmediği ancak başka bir referans sistemine göre söylenebilir.

Açıklama: Aynı cisim bir gözlemciye göre duruyor, başka bir gözlemciye göre hareket ediyor olabilir.

3. Düzgün doğrusal hareket ile durma mekanik olarak ayırt edilemez.
Kapalı bir laboratuvarda yapılan mekanik deneyler, sistemin durgun mu olduğunu yoksa sabit hızla mı hareket ettiğini göstermez.

Açıklama: Galileo'nun gemi örneğinin temel sonucu budur.

4. Fizik yasaları bütün eylemsiz sistemlerde aynıdır.
Hiçbir eylemsiz referans sistemi diğerine göre ayrıcalıklı değildir.

Açıklama: Bir laboratuvarda yapılan mekanik deney, aynı koşullarda hareket eden başka bir laboratuvarda da aynı sonucu verir.

5. Düzgün doğrusal hareket hissedilemez.
Kapalı bir sistemde sabit hızla hareket eden bir gözlemci, düzgün doğrusal hareketini fiziksel olarak hissedemez.

Açıklama: Hissedilen şey hız değil, ivmedir.

6. İvme, sistemin içinde yapılan deneylerle belirlenebilir.
Bir referans sistemi ivmelendiğinde, sistemde bulunan bir gözlemci dış bir referansa ihtiyaç duymadan bu ivmeyi yerel deneylerle belirleyebilir.

Açıklama: İvmeölçer, sarkaç, hissedilen sarsıntılar ve atalet etkileri sistemin ivmelendiğini ortaya çıkarır. Burada söz konusu olan, yerel olarak ölçülebilen öz ivmedir. Bu nedenle Galile Relativite Prensibi yalnızca eylemsiz referans sistemleri için geçerlidir.

7. Mutlak durgunluk gösterilemez.
Hiçbir mekanik deney, "evrene göre tamamen duruyorum" sonucunu veremez.

Açıklama: Durgunluk da hareket gibi görecelidir.

8. Bütün düzgün doğrusal hareketler eşdeğerdir.
Farklı sabit hızlarla hareket eden bütün eylemsiz referans sistemleri fizik açısından eşit kabul edilir.

Açıklama: Doğa, bir eylemsiz sistemi diğerinden üstün tutmaz.

9. Bir gözlemci düzgün doğrusal hareketinin yönünü saptayamaz.
Bir gözlemci, yalnızca kapalı sistem içinde yapılan mekanik deneylerle düzgün doğrusal hareketinin yönünü saptayamaz.

Açıklama: Hızın yönü de büyüklüğü gibi ancak başka bir referans sistemine göre anlam kazanır.


Kim hareketli, kim hareketsizdir?


Konuyu iki cisim açısından ele alalım.
A cismi
B cismi

A ile B arasında sabit bir v hızı olsun.
Galile Prensibi'ne göre aşağıdaki sonuçlar çıkar:

1. A'ya göre
A durmaktadır.
B, |v| hızıyla hareket etmektedir.
Bu gözlem tamamen doğrudur.

2. B'ye göre
B durmaktadır.
A, |v| hızıyla hareket etmektedir.
Bu gözlem de tamamen doğrudur.

3. Hangisi gerçekten hareket ediyor?
Galile Prensibi'ne göre bu sorunun bir cevabı yoktur.
Çünkü hareket mutlak değil, görecelidir.
Dolayısıyla:
"Gerçekte A hareket ediyor."
"Gerçekte B hareket ediyor."
şeklindeki ifadeler Galile mekaniğinde anlam taşımaz.

4. Hangisi gerçekten duruyor?
Bu sorunun da cevabı yoktur.
A kendi referans sisteminde durur.
B kendi referans sisteminde durur.
İkisi de kendi açısından haklıdır.

5. Kim daha hızlı?
Bu soru da eksiktir.
Doğru soru şudur:
Kime göre?
Örneğin:
A'ya göre B'nin hızı = |v|
B'ye göre A'nın hızı = |v|
Her iki gözlem de doğrudur.

6. Kimin referans sistemi doğrudur?
Galile Prensibi'nin cevabı:
İkisi de eşit derecede doğrudur.
Hiçbir eylemsiz referans sistemi diğerinden üstün değildir.

7. Mekanik deney yapılırsa
A kendi laboratuvarında deney yapıyor
B de kendi laboratuvarında aynı deneyi yapıyor.
Her ikisi de aynı sonucu elde eder.
Bu nedenle deneyler hangi cismin "gerçekten" hareket ettiğini söyleyemez.
Galile'nin vardığı sonuç
Bütün bunlar şu cümlede özetlenebilir:

İki eylemsiz cisim arasında, hangisinin mutlak anlamda hareket ettiği ve hangisinin mutlak anlamda durduğu fiziksel olarak belirlenemez. Hareket yalnızca birbirlerine göre tanımlanabilir.


Burada önemli bir nokta

Yukarıdaki karşılaştırma yalnızca A ile B arasındaki göreli hareketi ele almaktadır. Karşılaştırmaya üçüncü bir referans sistemi eklendiğinde (örneğin Dünya, Güneş veya uzak yıldızlar), “A Dünya’ya göre hareket ediyor” veya “B Güneş’e göre duruyor” gibi ifadeler kullanabiliriz. Ancak bunlar seçilen referans sistemine göre doğrudur; yine mutlak hareket veya mutlak durgunluk anlamına gelmez.

Bu ayrım, Galile Prensibi'nin özünü oluşturur ve daha sonra Einstein'ın Görelilik Prensibi'nin de temelini teşkil eder.

ChatGPT

***

Şuna inanıyorum ki, eğer fiziğin bir anayasası olsaydı, Galile Relativite Prensibi bu anayasanın ilk maddesi olurdu. Bu prensiple çelişen herhangi bir teorinin doğru olmadığını ve dolayısıyla yaşama şansı bulamayacağını düşünürüm. Alice Yasası kendisini tamamen bu prensibe emanet etmiş durumdadır ve ona tartışmasız itaat eder. Galile Relativite Prensibi de Alice Yasası’nın koruyucusudur; onun koruma kalkanıdır.

Galile Relativite Prensibi'nin elektromanyetik etkileşimi kapsamadığının tespit edilmesi, Alice Yasası’nın yaşamını sona erdirir. Öte yandan Alice Yasası’nın temel iddialarını sınayacak deneyler, aynı zamanda Galile Relativite Prensibi’nin elektromanyetik etkileşimi kapsayıp kapsamadığını ortaya çıkaracak çok ama çok önemli deneylerdir. Bu açıdan Alice Yasası’nı sınayacak deneyler, fizik tarihinin en önemli deneyleri arasında yer alacaktır. Bu deneylerle yalnızca Alice Yasası’nı değil, son derece köklü, çok büyük ve belki de en büyük fizik prensibinin elektromanyetik etkileşim için geçerliliğini test ediyorsunuz. Şaka değil bu.

Postüla nedir? Prensip nedir?


Alice Yasası Versiyon 8’de “Postüla” ve “Prensip” kavramlarını biraz yanlış kullanmıştım. Burada o hatayı da düzeltmek istiyorum. Aşağıdaki açıklama ChatGPT’den alıntıdır.


Han Erim: Postüla ile prensip arasında fark var mıdır?
 

ChatGPT: Evet, vardır. Bilimsel yazımda bu iki kavram aynı şey değildir. Özellikle Einstein'ın 1905 makalesi açısından aralarındaki fark önemlidir.


1. Prensip (Principle)

Bir prensip, doğanın nasıl davrandığını ifade eden genel bir ilkedir. Genellikle deneylerden elde edilen güçlü bir genellemedir.

Örneğin:

Görelilik Prensibi:
Bütün eylemsiz referans sistemlerinde fizik yasaları aynı biçimdedir.

Bu, doğanın davranışı hakkında genel bir ilkedir.


2. Postüla (Postulate)

Bir postüla, teoriyi kurarken doğru kabul edilen başlangıç varsayımıdır. Teorinin temeli olarak alınır; daha sonra sonuçlar bundan türetilir.

Einstein, Özel Görelilik Kuramı’nı iki postülaya dayandırır:


1) Görelilik Prensibi.
2) Işığın boş uzayda, onu yayan cismin hareketinden bağımsız olarak belirli bir c hızıyla yayılması.

Yani burada ilginç bir durum vardır:


Görelilik Prensibi, kendi başına bir prensiptir.
Einstein onu kuramının temeline aldığı için aynı zamanda bir postüla olarak kullanmıştır.

Dolayısıyla aynı ifade, bağlama göre hem prensip hem de postüla olabilir.


User Messages
Errata