BÖLÜM IV


ALICE YASASININ TEORİK BOYUTU

36. ALICE YASASININ TEORİK BOYUTU

Düşündüğümüz zaman Alice Yasasının fiziğin genel teorisi üzerinde aslında basit bir değişiklik yaptığını görürüz. Elektromanyetik Teorinin matematiğini hareketli cisimler arasındaki elektromanyetik etkileşimi kapsayacak şekilde genişletmiştir. Elbette ki, bu değişiklik özünde basit olsa bile sonuçları bütün fizik teorilerini etkileyecek kadar derindir. Çünkü yapılan müdahale fiziği taşıyan ana gövde üzerinde yapılmıştır.

Alice Yasası gelirken beraberinde (c+v)(c-v) matematiğini getirmiştir. Bu yeni matematiğe bilim dünyasının kısa bir zaman içinde adapte olacağını tahmin ediyorum. Bu geçişe karşı bir direnç şüphesiz olacaktır. Ancak Alice Yasasının sonuçları o kadar nettir ki, teorisi o kadar nettir ki bütün bu karşı koyma girişimlerini kolaylıkla yenecektir. Öte yandan Alice Yasasının öngördüğü deneylerin yapılması da kaçınılmazdır. Bu deneylerden elde edilen sonuçlarla Alice Yasası kendi varlığını giderek pekiştirecektir. 

(c+v)(c-v) matematiği ilginç bir matematiktir. Bir yandan ışık hızı sabitini büyük bir hassasiyetle korurken diğer yandan "Hızların Toplamı Kuralı"nı korumaktadır. (c+v)(c-v) matematiğinin elektromanyetik dalgalar için hızların toplamı kuralını ifade ettiği çok açıktır. Hatırlarsak, Relativite Teorisinin mantıksal dayanağı "Hızların Toplamı Kuralı"nın elektromanyetik dalgalar için geçerli olmadığı düşüncesidir. Fakat, bu yanlış bir varsayım olmuştur. Çalışmada görüldüğü gibi elektromanyetik dalgalar için "Hızların Toplamı Kuralı" geçerlidir. Bu durumun nasıl sağlandığı, sebepleri önceki bölümlerde çok detaylı olarak anlatıldığı için burada tekrar etmeyeceğim.

Tabiatıyla fizik bilimi için oldukça sancılı geçecek bir dönem başlayacaktır. Bir yandan Alice Yasasına geçilirken bir yandan da, Elektromanyetik Teorinin mevcut eşitliklerinin bir kısmının elemine edilmesi, bir kısmının (c+v)(c-v) matematiğine göre yeniden ele alınması, Relativite Teorisinin matematiği ile bir şekilde bağlantılı olan fiziğe yerleşmiş eşitliklerin temizlenmesi gerekecektir. Bu süre zarfında Alice Yasası ile ilgili yeni bulgular, yeni sonuçlar da gelecektir. Dolayısıyla tekrar sükunet hakim olana kadar oldukça zor bir dönemden geçilecektir. Bu konudaki önerim uluslararası bir komisyon kurularak bütün bu değişikliklerin tek bir çatı altından yönetilmesi şeklindedir. Bu iş bireysel çabalarla ve küçük gurupların çalışmalarıyla aşılamayacak kadar kapsamlıdır. Bir diğer güçlük ise yapılan düzeltmelerin fiziğe yerleşmesi konusunda olacaktır. Düzeltmeler yapılmışken, eski yanlış bilgilerle ders anlatılmamalı, yayın yapılmamalıdır.

Alice Yasasının en önemli mantıksal sonuçlarından birincisi şüphesiz elektromanyetik dalgaların alanlar üzerinde hareket ettiğini göstermesidir. Belirtmek isterim ki, hiç bilinmeyen yeni bir fiziksel yapı tanımlamak yerine, fizikte mevcut olan bir kavram ile yürümeyi tercih ettim ve "alan" kavramını kullandım. Bunun yanlış bir seçim olduğunu sanmıyorum. Ama ilerde ihtiyaç halinde bu yapı farklı bir nesne olarak kabul edilebilir ve yeni bir ad verilebilir. Çalışmalarımda alan kavramı çok genel bir kavram olarak ele alınmıştır ve elbette onu mümkün olabildiği kadar somutlaştırmaya da çalıştım. Elinizde yeterli bilgi yoksa daha fazlasını yapamazsınız, burada da görüldüğü üzere alan kavramı (c+v)(c-v) matematiğini açıklamaya yetecek ölçüde, mikro ölçekte atom bazında ve çok genel çizgilere ele alınmıştır. 

Alanlar fizikte zaten çok güncel ve önemli bir araştırma konusudur, Alice Yasasıya birlikte çok daha önemli bir konuma gelmişlerdir. Kanımca, Alice Yasasını gerçek anlamda çözebilmek için atomu oluşturan elemanlardan hangisinin (veya hangi elemanların birlikteliğinin) (c+v)(c-v) matematiğine sebebiyet verdiği tespit edilmek zorundadır. Sanıyorum ki gelecekteki çalışmaların önemli bir bölümü atomu oluşturan her bir elemanın ne tür bir alana sahip olduğunu anlamaya yönelik çalışmalar olacaktır.

Elektromanyetik dalgaların boş uzay yerine alan içinde gittiği Alice Yasasının gösterdiği açık bir sonuç olduğunu söylemiştim. Bunun bir yansıması olarak, ışık hızı sabitinin boş uzayda giden bir elektromanyetik dalganın hızı ile ilgili bir sabit olmadığı gene açık bir sonuç olarak karşımızdadır. Işık hızı sabiti, bir elektromanyetik dalganın içinde gittiği alana göre olan hızını tanımlamaktadır. Gelecekte ışık hızı sabitinin bir alan sabiti haline dönüşme ihtimali çok yüksektir.

Kişisel olarak bir elektromanyetik dalganın kendisine ait bir hızının olabilmesini çok küçük bir ihtimal olarak değerlendiriyorum. Bunun yerine, alanın kendi merkezine doğru bir akış içinde olması, bu akışın hızının c olması ve elektromanyetik dalganın bu akış tarafından alan merkezine doğru taşınması kanımca çok daha kuvvetli bir ihtimaldir. 

Işık hızı sabitinin bir şekilde alanlar ile ilişkili olması, fiziğin teorisinde önemli bir ferahlama da sağlamaktadır. Kütle taşıyan cisimlerin ışık hızından hızlı gidebilmesi, 2c, 3c gibi hızlara ulaşabilmesi şu andan sonra mümkün gözükmektedir, çünkü kütle taşıyan cisimler elektromanyetik dalgalar gibi alanlar içerisinde hareket etmemektedirler. Bu sebeple ışık hızı sabitinin kütlesel cisimlerin hareket hızları üzerinde sınırlayıcı bir etkisinin olması uzak bir ihtimaldir. 

Alice Yasası kütle çekim kuvvetinin ve yük kuvvetlerinin nasıl etki ettiği konusunda da yol gösterici konumundadır. En azından şu anda gerçekçi modeller oluşturarak analiz yapabilmenin yolunu açmıştır. Çünkü alan artık neredeyse fiziksel bir obje niteliği kazanmıştır. Çekim kuvvetindeki herhangi bir değişimin evrendeki diğer cisimlere sıfır zamanda ve eşzamanlı olarak iletildiği bir model oluşturmak alanlar ile düşünüldüğünde hem mümkündür hem de çok kolaydır. Farklı modeller oluşturmakta mümkündür. Bir cisimden diğer cismin alanına, bir cismin alanından diğer cisme, bir alandan diğer alana kuvvetin/etkinin uyguladığı, enerjinin transfer edildiği veya etkinin aynı elektromanyetik dalgalarda olduğu gibi c hızıyla alan merkezine transfer edildiği matematiksel modeller inşa etmek mümkündür. Doğanın hangi modeli kullandığını anlamaya çalışmak şu andan sonra daha kolay olacaktır. 

(c+v)(c-v) matematiğinin çok net olması bilgisayar programları yardımıyla analiz yapmayı son derece kolaylaştırmaktadır. Doğru yazılmış bir programla inceleme yaparken ekranda gördüğünüz sonuçlar konusunda herhangi bir tereddüde düşmezsiniz. Tabiatta olacak olanı kusursuz bir şekilde ekranınızda görebilirsiniz. c hızıyla hareket ettiğinizde, 2c hızıyla hareket ettiğinizde neler olacağını, nelerle karşılaşacağınızı önceden bilirsiniz. Çalışmalarımda her zaman cevap aradığım olayları analiz edebilmek için (c+v)(c-v) matematiğini kullanan programlar yazıp ne tür sonuçların ortaya çıktığını anlamaya çalıştım. Bu programlar bana o güne kadar hiç düşünmediğim başka yeni bilgiler verdiler. Bu kitapta anlattığım konuların neredeyse tamamı, yazdığım programlarının yardımıyla görebildiğim, onlar sayesinde elde ettiğim bilgilerin ışığında yazılmıştır. Bu sonuçlara yalnızca kalem ve kağıtla varabilmem mümkün olmazdı. 

Son çalışmalarımdan bir örnek vermek istiyorum. Bir güneş tutulmasının gözlemci tarafından nasıl görüleceğini anlamaya çalışıyordum, sonuç aşağıdadır. Alice Yasası görsel anlamda tek kelimeyle olağanüstüdür. Çalışmalarımda görüp de hayret ettiğim durumların sayısını unutmuş durumdayım. Figürü ilk kez görüyorsanız sizin de hayrete düşmeniz mümkündür.

Figürün açıklaması: Figürde bir güneş tutulması olayı görülüyor. 
Gözlemci kırmızı ok yönünde 0,4 c hızıyla gitmektedir.
Güneşten gözlemciye doğru gelen ışıkların oluşturduğu Işık Yolu bir kavis oluşturmuştur.
Işık yolu üzerinde bulunan Ay Güneşten gelen ışıklara gölgeleme yapmaktadır.
Sol altta elips şeklinde biri büyük diğeri küçük iki halka görünüyor. Bunlar Güneşe ve Aya ait Boyut Kaymasının etkisindeki İmaj Objelerdir. Gözlemci İmaj Objelere doğru bakmaktadır. 
An itibarı ile, Kaynak Objeler arasındaki güneş tutulması sona ermek üzeredir. Bu esnada İmaj Objelerdeki güneş tutulması yaklaşık yarı süreye ulaşmış durumdadır. 
Gözlemcinin İmaj Objeler üzerinden gördüğü güneş tutulmasının süresi, Mutlak Zamandaki güneş tutulması süresinden % 15 daha kısadır (Zaman figürde yoktur).

Yandaki figür ise mevcut fiziğe göre hazırlanmıştır. Figürde Ay, gözlemci ile Güneş arasına girmiş durumdadır. Güneş bütün yönlere rasgele ışıklar göndermektedir. Gözlemci yolunun üzerine rast gele çıkan fotonlara çarparak etrafını görmektedir. Gözlemci bulunduğu konum itibarı ile güneş tutulmasını görüyor. 

Her iki figür de fizik ile ilgilidir. Birisi gerçek, diğeri hayaldir. Bu durumu eski bir hikayeye benzetiyorum. Dünya tepsi gibi düz müdür, yoksa dünya yuvarlak mıdır? Dünya elbette ki yuvarlaktır.


Alice Yasası teorik fizik üzerine önemli öngörüler de içermektedir. Mesela Alice Yasası evrenimizin ışıma yoluyla enerji kaybetmesinin mümkün olmadığını söyler. Bir cismin ışıma yapabilmesi için, karşısında başka bir cisim ve alanı olmalıdır. Alice Yasasında, bir cismin bir hedefi olmadan herhangi bir yönde boş uzaya elektromanyetik ışıma yapabilmesi mümkün değildir. Bir cisim ışıma yapabilmek için başka cisimlerin alanlarına ihtiyaç duyar. Alan yoksa ışıma da yoktur. Ne kadar büyük bir sonuç, değil mi?

Alice Yasası ile şu anda uyumsuz gözüken ve çözüm bekleyen bazı noktalarda vardır. Mesela Lens Etkisini (c+v)(c-v) matematiği ile elde edemedim. Çekim kuvvetinin elektromanyetik dalgalar üzerinde etkili olması mümkün müdür, bu konudan o kadar emin değilim. Eğer mümkünse çekim kuvvetinin (c+v)(c-v) matematiği üzerine olan etkisini, alanlar üzerindeki etkisini anlamak gerekmektedir. Bu konudaki mevcut gözlemler gözden geçirilmelidir.

Şüphesiz Alice Yasası bilim dünyasını fazlasıyla meşgul eden Kara Delik gibi gök cisimlerine ait teorilerin gözden geçirilmesine de vesile olacaktır. Uzay kavramı bile Alice Yasasıyla değişmiştir. Boş uzay artık eski anlamını yitirmiş ve başka bir şeye dönüşmüştür. Alice Yasası fotona, elektromanyetik dalgalara bakış açımızı da değiştirecektir. Burada "foton nedir?" "elektromanyetik dalga nedir?" şeklinde yeni açıklamalar yapacak değilim. Bu iş bana düşmez, zaten söylemem gereken kadarını söylediğimi düşünüyorum. Ama bu konuda da bazı değişikliklerin olacağı ufukta belirmiş görünmektedir. Sonuç olarak, Alice Yasası fiziği ve fizik teorilerini derinden etkileyecektir. 

Bir alanın uzunluğu nasıl sonsuza uzanmaktadır? 

Teorik fiziğin önündeki büyük handikaplardan birisi, çekim kuvveti ve yük kuvvetlerinin, sonsuz uzaklıklara etki edebilmesidir. Alice Yasasıyla birlikte buna Doppler Kayması da dahil olmuş durumdadır. Alice Yasasında alan kavramı kullanılarak bu soruna bir çözüm yaratılmış olsa bile, bu çözüm yolunun gerçek anlamda tatmin edici olduğunu söylemek zordur. Çünkü hemen aşağıdaki sorulara benzer sorular gündeme gelmektedir. Alanı fiziksel bir obje olarak kabul ettiğimizi varsayalım;

  1.  Bir alanın uzunluğu nasıl sonsuza uzanmaktadır? 

  2. Bu kadar büyük bir yapı rijit bir obje gibi davranabilir mi? 

  3. Alan merkezi uzayda yer değiştirdiğinde, alanın sonsuz uzaklıktaki kısımları senkronize bir şekilde nasıl yer değiştirebilmektedir? 

  4. Alan merkezinin hareket ettiği bilgisi alanın dış kenarlarına nasıl iletilmektedir?

Doğal olarak (c+v)(c-v) matematiği bu soruların hiç birine cevap vermez, çünkü o var olan bir nedenin bir sonucudur. Cevabı başka yerde aramak gerekmektedir. 

Bir alanın uzunluğunun sonsuza uzandığını açıklamaya yönelik olarak bir fikrim vardır. Alice Yasasının doğuşunun bu fikirle başladığını söylemeliyim. Bu fikrin bana verdiği cesaret olmasaydı yukarıdaki sorular Alice Yasasını yazmama, onun üzerinde çalışmama daha en başından engel olurdu. Kitabın son kısmında bu konuya yer verdim.