31.1. (C+V)(C-V) MATEMATİĞİNİN OLUŞMA NEDENİ- ALANLAR

Kişisel olarak alan'ın atomu meydana getiren elektron, proton, quark gibi alt elemanlara ait özel yapılar olduğunu, onların doğal bir bileşeni olduğunu düşünüyorum. İşin aslında alan konusunda hiç bir şey bilmiyorum. Ama bu durum bana özgü bir durum değildir. Onun var olduğunu düşünen çok sayıda araştırmacı da vardır, ama onun ne olduğunu hiç kimse tutarlı bir şekilde söyleyememektedir. Bu sebeple Alan Kavramını burada çok genel bir yaklaşımla ve atom bazında ele alacağım. Benim için önemli olan size (c+v)(c-v) matematiğinin nasıl oluştuğunu göstermektir. Bunu da ancak atomlar ve onların alanları yardımıyla gösterebilirim, burada da bunu yapacağım. (c+v)(c-v) matematiğinin beni getirdiği yere, size rehberlik yaparak sizi taşıyacağım. 

İki temel argüman kullanarak anlatımıma başlıyorum.

  1. "Her atomun kendisine ait bir alanı vardır" dersem yanlış bir şey söylemiş olur muyum? Bir atom diğer atomlara çekim kuvveti uygulayabildiğine göre ve kuvvetin alan üzerinden transfer edildiği prensipte kabul edersek kendi içinde tutarlı bir cümle kurmuş oluruz.

  2. "Bir atomun alanının uzunluğu sonsuza uzanır" dersem yanlış olur mu? Bu da yanlış olmaz, çünkü Evrensel Çekim Kuvveti denkleminde cisimler şu mesafeden sonra birbirine çekim kuvveti uygulayamaz şeklinde bir sınır yoktur. 

Söylenenleri bir figür üzerinde birleştirirsek altta görülen şekilde bir model yapı elde ederiz. Merkezde atom bulunmaktadır. Atomun alanı bir küre gibi atomu çevrelemiştir.

Yukarıdaki iki argümanı genelleştirdiğimizde, atomlar ve onların alanlarından oluşan bir evren yapısını karşımıza çıkar. Atomların alanları uzay dediğimiz boşluğu doldurmuştur. Bunun matematiksel anlamı da şudur: Eğer evrenimiz 1081 atomdan oluşmuş ise uzaydaki herhangi bir nokta 1081 adet alanın etkisi altındadır demektir. Uzaydaki her bir atom, diğer atomlara ait alanların içinde yer almıştır ve kendisine n = 1081 - 1 adet atomun alanı tarafından kuvvet uygulanmaktadır. Görüldüğü gibi en azından çekim kuvveti mekanizması ile uyumlu bir mantıksal model elde ettik. 

Modelimizi şimdi biraz geliştirelim. Küre şeklindeki alanın merkezinde atom bulunmaktaydı. Atomun alanı atomun varlığından kaynaklandığı için bir şekilde birbirine bağlı bir yapı söz konusudur. Böyle bir durumda atom hareket ettiğinde atomun alanı da aynı yönde hareket edecektir. Atom hangi yönde hareket ederse alanda aynı yönde hareket edecektir. 

Şimdi alana bazı özellikler ekleyelim. Alanın son derece rijit bir yapıda olduğunu varsayalım. Yani onu jöle gibi titremeyen, lastik gibi esnekliği olmayan son derece mükemmel bir yapı olarak hayal edelim. O kadar ki atomu hareket ettirdiğimizde alanın sonsuz uzaklıktaki dış kenarları aynı şekilde hareket ediyor olsun. 

Şimdi alana bir başka özellik daha verelim. Alan elektromanyetik dalgaları kendi içinde iletebiliyor olsun. Bir elektromanyetik dalganın hızı içinde gittiği alana göre daima "c" yani sabit olsun. Son bir ekleme yaparak tamamlayalım. Alan bir şekilde kendi içinde giden bir elektromanyetik dalgayı alan merkezine doğru gidecek şekilde yönlendirebilsin. 

Böylelikle (c+v)(c-v) matematiği ile tam uyumlu bir model elde etmiş olduk. Herhangi bir noktadan alana bırakılan bir elektromanyetik dalga doğruca alan merkezine doğru yönlenecektir. Hangi alana bırakılmış ise, o alanın sahibi olan atomuna gidecektir. Alan merkezindeki atoma göre kendisine doğru GELEN elektromanyetik dalganın hızı daima "c" olacaktır. 

Şimdi geçmişte mola vermek zorunda bırakan sorulara göz atalım. Bakın kaç soru birden otomatikman cevaplanmış durumdadır.

1) Bir elektromanyetik dalga yayınlanma esnasında varma hedefini nasıl bilebilir? 
2) Varma hedefinin hareketli olduğu bilgisi elektromanyetik dalgayı yayınlayan kaynağa nasıl iletiliyor?
3) Varma hedefi kaynağa göre hareket halinde ise elektromanyetik dalga kendi hızını varma hedefine göre "c" olacak şekilde nasıl ayarlayabiliyor? 
4) Fabrika ayarları olarak frekansı f0 ve dalgaboyu λ0 olarak imal edilmiş bir sinyal kaynağı nasıl oluyor da farklı dalgaboylarında dalga yayınlayabiliyor? 
5) Yukarıdaki sorular eğer cevaplanabiliyor ise, kaynak ve hedef arasında inanılmaz mesafeler olması durumunda da bunu nasıl başarabiliyor, ki burada binlerce belki de milyonarca ışık yılı mesafeden bahsediyoruz?

Görüldüğü gibi bütün sorular cevaplanmış durumdadır, ancak beşinci soru için hala bir soru işareti koyabiliriz. Bir alanın uzunluğunun sonsuza uzanması nasıl mümkün olabilmektedir? Açıklıkla söylemek isterim ki bu sorunun cevabı (c+v)(c-v) matematiğinin içinde değildir. Bu konuyla ilgili düşüncemi Dördüncü Bölümde aktaracağım.

"(c+v)(c-v) matematiği doğada var mıdır, yok mudur?" tartışması artık saçma bir tartışmadır. O vardır. Var olduğuna göre bir nedeninin de olması gerekir. Doğada öyle bir altyapı tarif edilmelidir ki (c+v)(c-v) matematiği oluşabilsin. Burada anlattıklarım bu çabanın bir ürünüdür. Sonuçta ben burada (c+v)(c-v) matematiğini sağlayabilecek bir model tarif ettim. 

Bu modelde iki ana fikir vardır. Birincisi adına alan dediğimiz yapının doğada var olduğunu ve bunların birer fiziksel obje olduklarını prensipte kabul etmektir. Bilimsel kitaplara ve makalelere, ders notlarına baktığımızda şuna benzer bir cümleler ile mutlaka karşılaşırsınız. "İçinden akım geçen bir bobin etrafında elektromanyetik bir alan oluşturur." veya "elektrik yüklü bir cisim etrafında elektrik alanı oluşturur". Bu tür cümleler son derece yanlıştır. Açıklıkla söylüyorum ki OLUŞTURAMAZ. Var olan bir şeyi oluşturamazsınız. Alan zaten vardır. Bobinden elektrik akımı geçirdiğinizde bobinin içindeki atomların (elektronların) var olan alanlarını aktif hale geçirmiş olursunuz. Bir cisme statik elektrik vererek onu yüklerseniz, cismin var olan alanlarını uyarmış olursunuz. Alan hep vardır, maddenin var oluşunun doğal bir özelliğidir, onun bir parçasıdır. Alan daima madde ile birlikte ele alınması gereken gerçek fiziksel bir objedir. Evet, onu bir cisim gibi göremiyoruz ama etkilerini açıkça görüyoruz, hatta ondan yararlanarak bütün uygarlığımızı inşa ettik. Alan oluşturulamaz ve yaratılamaz. Çünkü o her zaman vardır.

İkinci fikrimi şimdi burada dile getireceğim. "Bir alan kendi merkezine doğru daimi bir akış içindedir ve bu akışın hızı "c" dir" şeklinde bir varsayımda bulunuyorum. Böyle bir varsayımda artık elektromanyetik dalganın kendisine ait bir hızının olmasına gerek yoktur, o artık bir enerji paketi haline dönüşmüştür. Bu paketi bir alanın üzerine koyarsanız paket zorunlu bir şekilde alan akışı sebebiyle alan merkezine yani orada bulunan atoma doğru gidecektir. Paketi hangi atomun alanına koyarsanız, paket o atoma gider. Alan merkezindeki atoma göre kendisine doğru GELEN paketin hızı daima "c" olur. Bu şekildeki bir kurgu (c+v)(c-v) matematiğini hiç zorlanmadan sağlar. 

Alanın kendi içine akışı sebebiyle olsun veya elektromanyetik dalganın kendi hızı ile olsun, bir elektromanyetik dalganın içinde bulunduğu alana göre hızının "c" olduğu (c+v)(c-v) matematiğinin bize işaret ettiği bir sonuçtur. Ben bu noktada önermemi yapıp kenara çekilmek durumundayım. Alan nedir, neden yapılmıştır, maddeyle olan birlikteliği nasıl sağlanmaktadır? gibi cevap verilmesi ağır soruların cevaplarını bu konu üzerinde çalışan/çalışacak bilim insanlarına bırakıyorum.

Alice Yasası için önerdiğim alan prensipleri:

Elektromanyetik dalgalar alanlar içinde hareket ederler. 
Bir elektromanyetik dalganın içinde bulunduğu alana göre hızı sabit ve "c" dir. 

Elektromanyetik dalganın hareket yönü daima alan merkezine doğrudur.